HABER PORTALI
Yalova'ya dair herşey!

EVRİMLEŞEN ALGI YÖNETİMİ…

Yıl 2011, yer Diyarbakır…

4 çocuk annesi Yüksel Demir bir sabah uyanır..

Kahvaltı isteyen çocuklarına “ekmek ve peynir” almaya gideceğim diyip evden çıkar…

Bakkala gider ama veresiye defteri iyice kabarmıştır artık…

Konuya komşuya bakınır ama…

Hepsinin hali aynıdır o mahallede…

Eve döner su koyar tüpsüz ocağa…

“Az sonra” der çocuklarına…

“Az sonra doyuracağım karnınızı”…

İki odalı evin boş odasına geçip oracıkta bir ipin ucunda…

Karnında açlığın derin izleri ile göçer bu dünyadan…

Eve gelen polis ve 112 ekipleri doyuracaktı çocukları ne de olsa…

“Az sonra” demişti çocuklarına…

“Az sonra”…

Hükümete ve borazan medyaya bakılırsa o zamanlar, şahlanmış olan ekonomi rekor üstüne rekor kırıyor…

Gayrısafi milli gelir onbin doları geçiyordu bu memlekette…

Bir yanında Şivan, diğer yanında Barzani ile kolkola durup, İboretti Megri Megri’yi söyleyince birden kesilivermişti anaların gözyaşları o topraklarda…

O yüzden hiç haber olmadı anlı şanlı medyamızda çocukların akıbeti…

O yüzden ülkenin yüzde 80’i hiiiç haberdar olamadı, 5 çocuklu ve işsiz amcanın himayesine verildikten sonrada yine AÇ kaldıklarından …

Kimsenin umurunda değildi…

Kimsenin duymasına müsaade edilmemişti çünkü…

Olmayan bir algıyı yönetmeye gerek bile yoktu…

Çünkü;iki yoksul insan neyine güvenip de yapar ki o kadar çocuğu…

Ankara’dan öteye geçmeye korkan vatanperverlerin dimağında cevap çok basitti aslında…

Terörist olsun, polise, askere, çocukken taş, büyüdüklerinde kurşun atsın diye peydah edilmişlerdi güya…

Kimse! Mikrofonu her eline alışında 3 de yetmez 5 tane diyeni sorgulayamazdı ne de olsa…

Olmayan algıyı yönetmenin manası da yoktu işte…

Yıl 2018

Yer Kocaeli

Bir akşam, pantolonu olmadığı için OKUL’a alınmayan oğlunun yüzüne bakamadı İsmail Devrim adındaki baba…

Banyoya girdi ve cebinde 20 lira ile yine bir ipin ucunda, o da göçtü bu dünyadan…

Amaaaa…

Gel gör ki, şehir sanayii şehri, ülkenin gözbebeği idi bi kere…

Zaman ise bu tür infial yaratacak olayların duyulsa bile etki yaratmasını kaldırmayacak kadar hassas bir zamandı…

Ama her nasıl olmuşsa yerel bir basın emekçisi duyurmuştu bütün ülkeye olayı…

Hemen harekete geçildi…

İlk önce eğitim alanında şöhret yapmış, ama fazla havalanmasını engellemek için muktedirlerce teyzeoğlu kıskacına alınmış Milli Eğitim Bakanı yaptı açıklamayı…

Öğrencinin okula alınmadığı haberi yalanmış meğerse…

İsmail Baba ise psikolojik deliymiş zaten…

Gazeteciyi sorsan? Malum! kalemli terörist nasıl olsa…

Hem öyle azılı bi teröristmiş ki…

Ölenin karısı ve aynı zamanda okula alınmayanın anası tarafından şikayet bile edilmiş ilgili makamlara…

Dinimizde intihar etmenin cezası sonsuz cehennem nasıl olsa…

Hele hele “dış mihrak değil dış mihrapların” ülkemize her cepheden saldırdığı bir dönemde yapılırsa böyle bir hata, geride kalanlara da yaşatılması gerekir o cehennemin…

Bazılarının günah işleme özgürlüğünü televizyonlarda savunan derin feylesof milletvekilleri varken, fakirlerin günah işleme hürriyeti hiç olmamalı zaten bu ülkede…

Algı yönetiminin zaman içerisinde ne kadar geliştiğine, aynı ülkede aynı muktedir zihniyetin hükmü altında yaşayan bizleri nasıl habersiz bıraktığına ve nasıl yanlış düşündürttüğüne iki örnekti sadece…

İsterdim ki ülkemde her evrim, her gelişim iyiye ve güzele doğru olsun…

Ama başımızdakiler kandırmakta mesafe kat edip hergün yeni yeni yöntemler geliştirdikçe, bizler de kandırılmakta ve başımızı kuma gömmekte sınır tanımıyoruz maalesef…

Selam ve Saygı ile…

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.