Dünyanın farklı ülkelerinden satın aldığı kullanılmış gaz türbini santrallerini Yalova’daki fabrikasında baştan sona yenileyerek yeniden hayata döndüren NNG Energy’nin Genel Müdürü Ahmet Kaşıkçı, AjansYalova’ya konuştu. Almanya’da elektrik mühendisliği okuyan Kaşıkçı; firmanın kuruluş hikâyesini, dünyaya uzanan ihracat ağını ve “kendi santralini kurma” hedefini ayrıntılarıyla anlattı.
İş’te Yalova seri röportajlarının ilk konuğu bir süre önce Yalova Makine İhtisas OSB içindeki yeni tesisini hizmete sokan NNG Energy Genel Müdürü Ahmet Kaşıkçı oldu. Ahmet Kaşıkçı, mesleğe başlangıcını ve şirketin doğuşunu şu sözlerle anlattı: “Üniversiteyi Almanya’da, elektrik mühendisliği okudum. 1997’de Türkiye’ye geldim ve gaz türbini sektöründe işe başladım. Bir gaz türbini şirketinde önce servis mühendisi, sonra servis müdürü olarak 2010’a kadar çalıştım. O döneme kadar Türkiye’de 100’e yakın santral sattık ve hep sıfır santral satıyorduk. Ama ikinci el sektöründe çok ciddi bir açık vardı; kimse o işi yapmıyordu. Bir müşterimiz ikinci el bir santral alıp çalıştırmamızı istedikten sonra bu işin olabilirliğini gördüm ve bu sektöre kendi başıma girmek istedim.”
Dünyanın Türbinleri Yalova’da Yenileniyor
2010’da kurduğu firmanın iş modelini anlatan Kaşıkçı, sözlerini şöyle sürdürdü: “NNG Energy, gaz türbini santrallerini dünyanın her tarafında bulup satın alıyor. Kullanılmış olanları buraya, Yalova’daki fabrikaya getiriyoruz. Fabrikada tamamen söküyor ve tekrar sıfır gibi topluyoruz. Bunu yaparken kendi bilgi birikimimizi de katıyor, kendi kontrol sistemimizi uyguluyor, her şeyini revize edip yeniden devreye alıyoruz. Ardından yurt içindeki ve yurt dışındaki müşterilerimize santralleri daha uygun fiyata ve bakımını da yapacak şekilde satıyoruz.”
İlk yılların kolay geçmediğini belirten Kaşıkçı, “Çok zorluklarla başladı; uzun bir süre tek başıma çalıştım. Ama müşterilerle ilişkim çok iyiydi. Bana destek olan, rekabet oluşmasını isteyen Türk şirketleri oldu. Sonra birini işe aldık, müşteri çoğaldıkça büyüdük ve yurt dışına açıldık” dedi.
Pakistan’dan Nijerya’ya Uzanan İhracat
İhracat yolculuğunu anlatan Kaşıkçı şöyle konuştu: “İhracat, Türk müşterilerimizle başladı; Türkiye’de olan bir şirketin yurt dışındaki fabrikasına kurmaya başladık. İlki Pakistan’da oldu. Nijerya’da 8 türbinin kurulduğu bir yer var. Piyasada bilindiğimiz için bir Amerikalı şirket bizden türbinleri alıp oraya kurmamızı istedi. Rusya’ya Türk müşterilerimiz vasıtasıyla gittik, şimdi Kazakistan’da başladık. Bu ülkelerde gaz ucuz olduğu için santraller çok verimli oluyor.”
Kaşıkçı, yurt dışında yerel atölyeler kurmayı hedeflediklerini de belirterek, “Önce Kazakistan’da bir şirket kurduk; bunu diğer ülkelerde de yapacağız. Nijerya’da ve Cezayir’de, buradaki atölyemizin benzerini kurmak, lokal destek vermek istiyoruz. Bazı ülkelerde türbinleri dışarı çıkarmak zor oluyor, izin vermiyorlar; lokal yapmak daha kolay” ifadelerini kullandı.
Sektördeki rekabete de değinen Kaşıkçı, “Türkiye’de bu işi yapan yok. Avrupa’da da ikinci el santrali yenileyen yoktur; Amerika’da yalnızca bir şirket var. Üretici firmalar şu an yok satıyor; yeni santrallerde 3-4 yıllık bir bekleme süresi var. O yüzden yenilenmiş santrallere çok talep geliyor” dedi.
80 Kişilik Ekip ve 7/24 Servis
Firmanın insan kaynağına ve servis anlayışına değinen Kaşıkçı, şöyle devam etti:
“Şu an burada 80 kişi çalışıyoruz, çoğu mühendis ve teknisyen. Bu santrallerin 7/24 çalışması gerekiyor; çünkü fabrikalarda santral kilit konumda. Türbin çalışırsa makine çalışıyor, türbin durunca makine da duruyor. Onun için en küçük cıvatasından türbinine kadar her zaman yedek parça tutuyoruz ki müşteri sıkıntı yaşamasın.”
Kaşıkçı, Japon NIDEC bünyesindeki Leroy-Somer ve Kato gibi jeneratör markalarının mümessilliğini aldıklarını ve servisini yaptıklarını belirterek, “Daha yeni başlamamıza rağmen en çok iş getiren şirket olduğumuzu gördüler. Cezayir’de, Gürcistan’da bir arıza olduğunda hemen adam gönderip müdahale ediyoruz; bu konuda çok esneğiz” dedi. Firma ayrıca Türkiye’de çalışan 30-40 türbinin bakımını üretici firma haricinde tek başına yürütüyor. Şirketin finansal ve insan kaynakları yönetimini ise Kaşıkçı’nın eşi Mukaddes Kaşıkçı üstleniyor.
Nijerya’da Zorlu Saha
Yurt dışındaki çalışma koşullarına da değinen Kaşıkçı, Nijerya’yı örnek gösterdi: “Nijerya’da iş yapmak çok zor; güvenlik açısından zorlu bir ülke. Devletle çalıştığımız için biraz çözdük ama şartlar ağır. Buna rağmen çok büyük bir potansiyeli var, ciddi bir elektrik sıkıntısı yaşanıyor. Gittiğimiz köylerde elektrik yok; santrali dört gözle bekliyorlar. Türbinler çalışmaya başladı, yük alınıyor ve bu insanları çok mutlu ediyor.”
Çalışma kültürüne ilişkin görüşlerini de paylaşan Kaşıkçı, “Mühendis arkadaşların kendi işine odaklanıp baskı altında olmamasını severim. Kaçta gelip kaçta gittiğine değil, işini yapıp yapmadığına bakarım. Gece telefon geldiğinde rahatsız olmam, hemen yardımcı olurum. Buradaki arkadaşların çoğu da öyle çalışıyor” dedi.
Hedef: Kendi Santralini Kurmak
Kaşıkçı, geleceğe dönük hedeflerini ise şu sözlerle özetledi: “Bu gördüğünüz santralların otomatik ve düzenli şekilde üretilmesini istiyorum. İkincisi, kendi santralimizi kurmak istiyorum; yani biz bunu satan kişi değil, kurup elektrikle ısı satan bir şirket olmak istiyorum. Bazı müşteriler santralleri çalıştırmada sıkıntı yaşıyor; biz de kiralama metoduyla çalıştırıyoruz, istemezse geri alıyoruz. Bir sonraki düşüncemiz ise bunların mobil olması. Mobil üniteyi Ukrayna’da düşünürseniz çok talep gelir; Afrika’da da çok imkân var.”
Almanya’daki eğitim modelinden etkilendiğini söyleyen Kaşıkçı, fabrikayı bir okul gibi konumlandırmak istediğini anlattı: “Üniversiteyle entegre çalışmak istiyorum. Buradaki arkadaşların hepsi staj için işe başladı, sonra devam ettiler ve şimdi iyi pozisyondalar. Burası bir üniversitenin atölyesi gibi olsun; mühendis adayları sahaya çıkmadan önce burada öğrenip piyasaya çıksın istiyorum.”
Almanya’da doğup büyümesine rağmen Türkiye’de yaşamayı tercih ettiğini vurgulayan Kaşıkçı, sözlerini şöyle tamamladı: “Almanya’da yaşarken hep Türkiye’ye gelmek istedim; orada doğmama rağmen hiçbir zaman orada yaşamak istemedim. Kendi memleketim, kendi ülkem varken niye başka bir yerde yaşayayım? Bu kadar güzel bir ülke. Almanya’da en önemlisi sorumluluk almayı öğretiyorlar; ben de bunu şirketimde uygulamaya çalışıyorum.”

