AJANS YALOVA
Yalova'ya dair herşey!

KENDİNİZE GELİN ARTIK…

Bir seneyi daha geride bıraktık!!!

16 Nisan Referandumundan beri artık geçen yılların neler götürdüğü ile ilgili bir muhasebe de yapmıyorum, gelecek yılların neler getireceği ile ilgili bir hayal de kuramıyorum ben…

Zaten muktedir kendi ağzı ile hemen ertesi gün söylememişmiydi “At’ı alan Üsküdar’geçti” diye.

Aslında daha o gün çekilmişti, ülkeyi bekleyen on yılların fotoğrafı.

O gün YSK’nın önüne yürüyemeyen ana muhalefet lideri, son bir çırpınış ile Ankara’dan İstanbul’a yürümüştü ama artık nafileydi bunlar “At’ı alan Üsküdar’ı geçmişti bi kere”.

16 Nisan’dan sonra yapılan ve yapılacak olan her seçim göstermelik birer aldatmacaydı artık.

Referandum sürecinde ve sonrasında üzerine epey konuşulduğu için ne söylense boş olacak o nedenle daha fazla uzatmayacağım yani…

Şahsen ben o gün sonrasında Atatürk’ün dehasına bir kez daha hayran kalmıştım.

Nasılını bana sormayın “Gençliğe Hitabe’yi”bir daha okuyun eğer üşenmeyecekseniz!!!

İster Halkın tercihi ile olsun,İsterse de Cebren ve Hile ile olmuş olsun Arkabahçeli’nin zemin hazırlaması ile Türkiye’nin Rejimi değişmişti işte sonuç ortada.

Bir ülkenin tarihinde ender görülen böyle bir olaya tanık olma şansına veya şansızlığına sahip olan ben…

O günden ve İnce’nin adeta isyan ederek girip, yine Cebren ve Hile ile kaybettiği, CHP kurultayı sonrası ülkemin siyasi gidişatının değişeceği ile ilgili ümitlerimi rafa kaldırdım,yerel seçimlerle avunuyorum kendimce…

Belki çok özel olacak ama Siyasi iktidar’la olan yine kendimce mücadeleme ümit eksikliğinden dolayı mecburen ara verİNCE.

Zorunlu olarak tanık olduğumuz tarihi değişimin verilerini takip ederek, “Bindiğimiz bu alametin,Kıyamet’e ne kadar yakın olduğunu” tahmin etmeye çalışıyorum uzun bir süredir.

Bu nedenle Yılsonu ve Yılbaşının tek cazip noktası var benim için.

TÜİK verileri…

TÜİK ülkenin hemen her alanda ki durumunu,istatistik tespit ederek, devlet eliyle ortaya koymak için kurulmuş bir kamu kurumu.

Hoş! Asgari Ücretle ilgili önerileri kimsenin dikkatini çekmese bile,bazen ilginç bilgiler de açıklanıyor bu kurumdan…
İşine gelmeyeni kayda değer bulmayan iktidarımıza inat yapar gibi veri oluşturan TÜİK’in rakamlarına göre 2016-2017 döneminde yani 1 yıl içinde ülkemizden 253 bin insan yurtdışına göç etmiş, asıl ilginç olanı ise bunların 13 bin’i Türkiye’de milyonermiş!!!

Dahası önümüzdeki 10 yıl içinde her 100 kişden 10’u, 20 yıl içinde her 100 kişiden 20’si ve 30 yıl içinde her 100 kişiden 30’u Suriyeli olacakmış,Yurdum İnsanı derdik ya hep ,He işte o yurt insanın 3 kişisinden 1’i demek bu rakamlar.
Eee!! adamlar boşuna mı Yılbaşı akşamı Taksim Meydanında bayrak açıp, “Suriye,Suriye” diye bağırıyorlardı sanıyorsunuz.
Haklı bi tarafları da var hani,Sen durduk yere onların ülkesine çomak sokup 1 Hafta’ya Şam’daki Emeviye Camisinde Cuma Namazı kılacağım dersen,onlarda gelir senin 1 Mayıslar da İşçine ve Emekçine yasak ettiğin meydan da Ülkesinin Bayrağını sallayıp adını haykırabilir pervasızca.

Rakamlar bu boyutlarda olunca Benim yaşımda olanlarda kendilerini bir yarısı Suriye kökenli olan Torun sevmeye hazırlasınlar yavaş yavaş.

Bana hiç kızmayın valla ben demiyorum billahi ve tallahi TÜİK diyor,işinize gelmiyorsa sizinde bu veriyi kayda değer bulmama seçeneğiniz var mesela

Zenginlerimizin bile çareyi kaçmakta buluyor olması yetmezmiş gibi ülkemizin en büyük şirketlerinden biri olan ve bir dönem malum çevrelerce Fetoş ile ilişkilendirilmeye çalışılan Yıldız Holding önce borç yapılandırmasına gidip sonra şirket varlıklarının yarısını Londra kaynaklı başka bir şirkete aktardı (MAN Adası taktiğinin başka bir versiyonu) ve bu sadece adı geçen holdingin yaptığı birşey değil.

Ayrıca son iki yılda ülkemizin onlarca büyük şirketi aynı yöntemle varlıklarını yurtdışındaki yine kendi kurdukları ama hükümetimizin şefkatli ellerinin uzanamayacağı yerlere taşıdılar usulca. Saray’ın pek de sakin olmayan zat-ı şahanesi “Vatan Hainleridir” bunlar falan derken uluslararası para babaları bu durumu otoriterleşme ve güvensizlikten kaynaklı sermaye göçü olarak yorumlamış olacaklar ki bizler 31 Aralık gecesi havai fişek görmeyi umarak gözlerimizi gökyüzüne dikerken Dolar yine 5.70 seviyelerine doğru yükselmeye başlamıştı bile.

Ertesi gün kimsenin ruhu duymadan Akbank 5.35 seviyesindeki doları yine birkaç saatliğine 3.50 Türk lirasına satıyordu. Bu sefer hepimizin mutlu mesut geçireceğimizi umduğu bir yılın yılbaşı tatilindeydik ama çok değil 2 ay önce aynı taktiği Halkbankası da yapmıştı.

Yaygara kopunca işlemler iptal edilmişti tabi ama aslında devlet bankası yolu göstermiş özel banka sadece takip etmişti ve biz yani sözüm ona muhalif geçinenler ısrarla ve haaalaaa 70 milyonluk büyük ikramiyenin tam bilete çıkmış olmasının altında bir bit yeniği arıyorduk. Gözümüzün önünde hamudu ile götürülen develere inat.

Hadi diyelim ki Milli Piyango işinde bir katakulli çevrilmiş olsun yahu ne kadar meraklıyız sonucuna, bilgisine ve belgesine asla ulaşamayacağımız boş komplo teorilerinin arkasına takılmaya. Ya da yahu ne kadar meraklıyız elimizde bilgisi, belgesi olan ve sonuç alabileceğimiz gün gibi aşikar olan bir yolsuzluğu görmezden gelmeye…

Kimse kusura kalmasın ama bir toplumun üstelik muhalif olan ve kendini aydın, çağdaş olarak sınıflandıran bir kesimi iftiradan öteye gitmeyecek iddialarda bulunarak geçiriyorsa zamanını, o ülkenin ve rejiminin ruhuna El-Fatiha demekten başka birşey kalmıyor ben gibilere…

Umudu diri tutmak adına enseyi karartmamak adına, ötelediğim, dillendirmediğim ne varsa yazasım var aslında ama yukarıda yazdığım ve hatta bir kısmı devletin resmi kurumundan alınmış rakamlar ile ispatlanan, düşüncelerimin bile kimseyi boş beleş komplo teorilerinin peşinde sürüklenmekten vazgeçiremeyeceğini düşündüğüm için, ötelemeye devam ediyorum izninizle.

Yine de kendisini aydınlık ve çağdaş bireyler olarak tanımlayan arkadaşlara şu uyarıyı yapmaktan alamayacağım kendimi. Bir an önce kendinizi toparlayıp evrensel doğruluğu ispatlanmış verileri kullanarak çözüm odaklı muhalefet yapmazsanız Metin AKPINAR ve Müjdat GEZEN’in düştüğü “Karakolda doğru söyler Mahkemede Şaşar” durumundan kurtulamazsınız…

Onlar ki 70’li yaşlarını geride bıraktıkları halde karşılaşacakları orantısız gücü ve düşecekleri içler acısı hali tahmin ettikleri için taviz vermek ve geri adım atmak zorunda kaldılar…

Onları bu duruma düşüren, sistem’e, bu sistemi ülkede işler hale getiren iktidar’a lanet okumak ve bu iki yakışıklı adam için kahrolmak inanın en kolayı. Lütfen kendinize gelin artık. Eeeeeeyyyyy diye seslenmek fıtratıma aykırı olmasa emin olun artık bunu bile yapardım.

Böyle üstten üstten seslenemediğim için lütfen duymazdan gelmeyin sesimi.

Lütfen ama Lütfen Kendinize Gelin Artık…

Selam ve Saygı ile…

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.