Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

HİKAYE

0 130

İnsan!

Yaşadığı zaman dilimini, karşılaştığı olayları ve parçası olduğu toplumu kendince izah edilebilir bir zemine oturtup, bu şekilde hayatını devam ettirip, anlamlandırmaya çalışan bir varlıktır.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz, öyle olaylarla karşılaşıyoruz ve öyle bir toplumun fertleriyiz ki inanın çoğu kez, hayatı anlamlandırmaya çalışmaktan vazgeçip sadece o günü yaşamaya bırakıyorum kendimi.

Olmuyor çünkü ya da en azından ben beceremiyorum.

İşin aslı dışarıdan bakıldığında, kendinden en emin, hayatı yalayıp yutmuş, çok şey görüp geçirmiş, 68-78 ve sonu 8 ile biten kaç tane kuşak varsa ona mensup hiç kimsenin de şu yaşadıklarımızdan bir parça birşey anladığını düşünmüyorum.

Hani diyorlar ya muhalefet yeni bir söylem geliştiremediği için yeni bir hikaye yazamadığı için bu haldeyiz.

Yahu kardeşim adam Nato zirvesine giderken zehir zemberek açıklamalar yapıp, sanki dünyayı yerinden oynatacakmış edası ile uğurlanıyor.

Ben bile bu defa tamam Amerika’yı dize getirecek, Feto’yu paketleyip teslim edecekler, parasını son kuruşuna kadar ödediğimiz F 35’leri hemen gönderecekler, Halkbank davasını geri çekecekler falan diyorum.

Görüşmeler bitiyor ve soru sorulunca HAMDOLSUN, Ermeni soykırımı meselesi hiiiiç açılmadı diye “gülerek” cevap veriyor.

“Puuuuuu sana!!!
Biz seni oraya bunun için mi koyduk” demek geliyor içimden ama, neyse ki kendimi avutabiliyorum, en azından. O’nun orda olmasında hiçbir katkım yok çünkü.

Hikaye mi bu, söylem mi bu, başarı mı bu?

Her fırsatta, seçimin erken yapılmayacağını bağıra bağıra haykıran arkabahçeli ve ekibi, HDP’nin kapatılma davası sürecinin uzaması ve dava açılınca bile Akape’nin “Kürt” oylarına olan bağımlılığı nedeni ile partiyi kapattırmayı göze alamayacağını nihayet anlayacaklarından erken seçim imalı baskıyı devam ettirecekler.

Tek hikayeleri tek söylemleri bundan ibaret çünkü.

Neyse ki ve çok şükür ki henüz iktidar partileri de dahil hiçbir siyasi parti lideri çıkıp açıkça HDP’ye oy verenlerin hepsi PKK’lıdır demedi ama HDP’nin barajı aştığı seçimden sonra, havuz medyasında yazı yazan satılık kalemlerden biri “Hdp’ye verilen her oy, Mehmetçiğe sıkılan bir kurşundur” dediğinde sırtını sıvazladılar.

Yetmedi!

Akp Yalova Kadın Kolları Başkanı çıkıp “Hdp, Chp kol kola, Chp’ye verilen oylar da Mehmetçiğe sıkılan kurşundur” dediğinde, daha daha iyisini söylediği için terfi ettirip, Belediye Meclis üyesi yaptılar.

Tek söylemleri olan bu konuda o kadar pervasız oldular ki iktidar partilerine mensup hiç kimse çıkıp “Yahu bir dakika burada 6 milyon insandan bahsediyoruz hatta üzerine bir de Chp seçmenini ekliyoruz en azından daha dikkatli konuşmamız gerekir” demedi, diyemedi , demek istemedi.

İşte, 21.yüzyıl dünyasında anlattıkları tüm hikaye ve geliştirdikleri bütün söylem bu kadardı ” Kürt, Cehape, Hain,Terörist, Monşer,Kripto”

Ben hayatımda, CHP dışında hiçbir partiye oy vermedim. Bundan sonra da o pusulada Altıok’u gördüğüm sürece elimin başka bir partiye oy vermeye varmayacağından da eminim fakat hayatımda hiç kimseye, hele de kendi vatanımın askerine kurşun sıkmayı hayal bile edemedim.

Ama beni böyle yaftalamaktan hiç imtina etmeyen o kendini bilmez şahıs, şimdi bizzat benim yaşadığım şehirde benim hayatımı direkt etkileyecek kararlar alan bir mecliste üye.

Hadi ben yaşadığımız şu dönemi anlayamadığım için bu şekilde hakaret görmeyi kabul edeyim ama sonu 8 ile biten kuşaklardan herhangi birine mensup ağabey veya ablalardan hiçbiri de çıkıp bana “bak bunlar şu hikayeyi anlattıkları ya da şu söylemi kullandıkları için, kurdukları ittifak yapılan tüm anketlerde % 40 ve üzeri oy alabiliyor” demedi ya da kendileri ile o kadar meşgullerdi ki diyemedi.

Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar’ın son zamanlarda bir mafya babasından “Teşekkür” alabilmek için düştükleri içler acısı durumu geçen yazımda zaten yazmıştım.

Peki ya geçen hafta tüm sevenlerinin gözü önünde önce kavga edip sonra kerhen barışmalarını nereye koyacağız.

Kusura bakmasınlar ama gözümüzde bu kadar büyüttüğümüz adeta üzerine titrediğimiz ve sonu 8 ile biten kuşaklardan birine mensup idollerimizin bütün hikayesi bu kadar işte?

Mustafa Sarıgül’ün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğu seçimlerde Sırrı Süreyya Önder Hdp’nin adayı olarak katıldığı bir tv programında, Sarıgül için “45 saniye boyunca “Atatürk ve Yüce Rabbim” kelimelerini kullanmadan cümle kurabilirse onun lehine adaylık’tan çekileceğim demişti.

Sarıgül bunu yapamazdı çünkü o ve onun nesli alışmıştı ya Atatürk üzerinden ya da Allah üzerinden siyaset yazmaya, hikaye anlatmaya ama eldeki malzeme o idi ve o zamanlar, İstanbulluların karşısına çıkarılacak, başka bir alternatif bulmak için henüz yeterli tecrübe kazanılmamıştı.

İnanıyorum ki!!!
Atatürk’ün gölgesine sığınmayıp sadece açtığı yolda inançla yürüyecek, Allah’ı siyasete malzeme etmeyecek Aziz Nesin’in % 60 metaforunu anlatmadan, göbeğini kaşıyan adam yakıştırmasını yapmadan, “Koyun” benzetmesini kullanmadan bana şu %40’ı açıklayabilen biri çıkacak ve sonu 8 ile biten hiçbir kuşağa mensup olmayan ben , onun hikayesini hevesle ve yeni bir heyecanla anlatacağım. Çünkü emin olun o kişi her kimse tıpkı “Ata’sı” gibi hikaye ile hiç işi olmayacak biridir.

O’ hikaye anlatmayacak, sadece doğru bir izi takip edecek.

Silah yok denildiğinde alınır diyecek.
Ordu yok denildiğinde kurulur diyecek.
Para yok denildiğinde bulunur diyecek.

İmamoğlu’nun hikayesi İstanbul’du.

Şahsen benim mevcutlar içinde gönlümden geçen aday Mansur Yavaş ama o da, kendi hikayesine Mhp’de başlamakla zaten baştan çok kötü bir başlangıç yapmış ve bence tek ama en büyük handikapı bu olacaktır.

Benim gönlümden geçse de anket şirketleri hep bir ağızdan önde gösterse de seçimin 2. Tura kalması riskinden dolayı Mansur Yavaş’ın aday yapılmayacağını düşünüyorum.

Babuşcan, David-oğlu, İnce, Sarıgül…
Hepiniz oradaydınız zaten.

Akşener…
Kadından kadına laf edilmez, o yüzden en basitinden söyleyeyim, senin de isminin içinde “Ak” geçiyor ya…

Biz ne çektiysek bu “Ak” lardan çektik diyip seni daha fazla üzmeyeyim.

Eeeee kim kaldı ki diyorsunuzdur eminim!!!

Vaar vaaar hiç merak etmeyin eminim ki var.

Kılıçdaroğlu’nun kafasında bütün bunlardan ayrı “Ekmek için Ekmeleddin” komedisini yaşatmayacak birinin olduğuna ve açıklandığında kimsenin hayır diyemeyeceği bir ismin bulunduğuna neredeyse eminim.

Ayrıca belirtmeliyim ki “Ekmeleddin” Arkabahçeli’nin kazığı idi.

Biraz geç ve güç olsa da Artvin’e giderken kendisine sıkılan ve 1 askeri şehit eden kurşunların neyi ıskaladığını, şehit cenazesine gittiğinde ise bizzat kendisine atılan yumruğun neyi ifade ettiğini anladığını düşünüyorum Kılıçdaroğlu’nun.

Yediği kazık ve dayaklar büyük tecrübe oldu onun için.

Şimdi o tecrübe ile hareket edeceğini ve bu hikayedeki rolünü böylece nihayete erdireceğini düşünüyorum.

Eminim henüz eşi ile bile paylaşmamıştır o ismi, benim de bir tahminim var naçizane ve söz veriyorum, seçim kararı alındığı anda paylaşacağım sizlerle.

O zamana dek, siz hikaye anlatanları dinlemeyin yeter.

Selam ve saygı ile…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.