Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

Avantacı

0 138

Her seçim döneminde ideolojim için kapı kapı dolaşırdım ben. Tesadüf mü desem yoksa tevaffuk mu? Bilemem ama yaklaşık 10 yıl önce bir işte çalışmaya başlayınca kapı kapı dolaşıp halkın yaşadığı her durumu ilk ağızdan dinleyip olabilecekse bir çözüm bulmaya çalışmak işim oldu.

10 yıldır gittiğim her kapı ya da halini sorduğum her insan çok enteresandı falan demiyorum ama bazen ilginç olaylara şahit olup ilginç diyaloglar kurduğum zamanlar oluyor elbette.

İşte bugün bana çok ilginç gelen ve aslında ekonomimiz ile ilgili kafamda dönen büyük bi çelişkiye nispeten cevap olan bir diyaloğu anlatacağım size.

Yaklaşık 2 hafta önce yine bir kapıyı çalmıştım.

Kapıyı açan 8-10 yaşlarında bi çocuktu.

Merhaba, “senin okulda olman gerekmiyor mu” dedim. “Annen- baban evdeler mi” diye sordum.

“Biraz hastaydım annem göndermedi bugün okula, pnlar işe gitti. Annem birazdan gelir” dedi.

“Ne iş yapar sizinkiler”

“Babam avantacı, annem de hap yapıp para kapıyor” dedi.

Bir yandan gülümserken öte yandan çocuğun bunları söylerkenki ciddiyeti gözümden kaçmamıştı.

Tam o esnada merdivenlerden yukarı doğru çıkan birinin ayak sesleri kafamdaki soruların cevabının bana birazdan verileceğini söylüyordu.

Anneye kendimi tanıtıp ziyaret sebebimi söyledikten sonra çocukla olan diyaloğumu anlatıp ne iş yaptıklarını sorunca içeri davet etti beni.

“Benim kocam, hurda araba alıp trafikten düşürten bi arkadaşının yanına takılır” diyerek başladı lafa.

“Bi hurda araba buldu mu memleketin neresi olursa olsun gider alır getirir arkadaşına satar. İşte o arada masrafına ek 700-800 lira da kendi avantasını koyar. Öyle ayda 3-5 araba buldu mu yetiyor işte. Bazen araba işi iyi gitmezse kocamın kuyumcu bi arkadaşı da var. Bu kuyumcu kredi kartı borcu olanlara komisyon karşılığı pos makinesinden önce borcu ödeyip sonra taksit yapıyor. Bazen o arkadaşı nakit paraya sıkışınca benim kocamdan istiyor. Bizimkinde de her an araba almak zorunda kalabilir diye hep nakit vardır. O veriyor nakiti sonra da komisyonu bölüşüyorlar. Temiz para yani taş taşımıyorlar ya sabah bankaya yatırıp akşama bankadan çekiyorlar. Bu aralar araba işi pek yok kardeş. Millet kredi kartlarına yüklendikçe bizimkinin işi daha iyi oluyor” diye bitirdi lafını.

“E peki çocuk niye babam avantacı dedi” diye sordum.

“Aman ablacığım zamane çocuğu işte. Bizim herif eve gelip de şurdan şu kadar avanta aldım, burdan bu kadar avanta aldım diye hesap yaparken çocuk, ‘baba sen ne iş yapıyon’ diye sorunca o da espiri olsun diye, avantacıyım ben oğlum deyiverdi. İşte o günden beri kim sorarsa babam avantacı diye cevap veriyor ne yaparsın”

“Çocuk, ‘annem de çalışıyor’ dedi. Siz ne işle meşgulsunüz” dedim.

“Ben emlakçı abimiz var onun yanına takılıyorum. Satılık veya kiralık daire falan bulup götürüyorum. Sonra o daire kiralanıp satıldığında komisyonu kırışıyoruz” dedi.

Bazen kiralık veya satılık araba soran da oluyormuş o zaman da eşini arıyormuş. Emlak piyasası durgun olduğu zaman o işten de 3-5 bişeyler geliyormuş işte.

Geçenlerde iyi bi iş yapmış. Bu sene daha da çalışmazsa olurmuş aslında ama akarken doldurmak lazımmış.

Merakımdan sordum bu defa. “Ne işti” dedim?

“Yan komşumuzun hastası vardı paraya sıkıştı da dairesini satıyordu” dedi.

“Eeee” dedim.

Kendisine demiş ki bana 250 bin versinler üstü senin senin olsun. Tam da o sıralar kahraman emlakçı çırağımızın teyzesinin oğlu satın almak için ev arıyormuş tesadüfen. Hem teyze kızımla komşu olayım hem de bu semtte ev fiyatları 300 ile 350 bin arası iken 290 bine kelepir bi daire bulmuşken alırım evi demiş. Bizimki 40 bini kapmış ama iki taraftan da alması gereken % 4 er’lik emlakçı komisyonundan vazgeçmiş.

“Emlakçılık belgen, ruhsat, vergi levhan falan varmı ki” dedim.

“Yoook, ne gereği var ki” dedi.

Alan razı, satan razı, komşu mutlu teyze oğlu musmutlu.

E anlatmama gerek yok herhalde çocuk. “Anne sen ne iş yapıyorsun” diye sormuş tabii ki.

Anne de oğlum “Hap yapıp para kapıyorum” deyince o da öyle kalmış çocuk hafsalasında.

Çevreme bakındım. Oturdukları ev, eşyalar ve ev sahibinin üstü başı düzgün olduğu için daha fazla rahatsızlık vermeyeyim dedim.

İşimin, kapı kapı dolaşıp, ihtiyaç sahibi insanları yerinde tespit etmek olduğunu tekrar anlattım. “Görüyorum ki sizin durumunuz iyi. Bildiğiniz, tanıdığınız, ihtiyaç sahibi aileler varsa söyleyin onları ziyaret edeyim” diyerek kalkmaya hazırlanıyordum ki;

Aaa…

“Olur mu hiç?”

“Benim de, eşimin de sigortası yok. Bi bu ev, bi de arabadan başka hiçbir şeyimiz yok” dedi. “3 çocuk 2 de biz. Hiçbir kayıtlı gelirimiz yok, bizi yaz” dedi.

“E ama falan” kem- küm ettim. Sonrasında kadının diline düşmemek için yazar gibi yaptım.

“Biz bütün pandemi yardımlarını aldık. Zaten öncesinde de kocamla beraber iktidar partisi üyesi olduğumuz için kaymakamlıktan ne kadar erzak, kömür ve para yardımı yapılıyorsa hepsini alıyorduk. Sigortamız yok bişeyimiz yok” diye haaala sahte sahte serzenirken kaçar gibi çıktım evden.

Temelde tamamı gerçek ama önemli kısımları iyice göze batsın diye tarafımdan bilerek abartılarak vurguları güçlendirilen işte bu hikaye benim ülke ekonomisine nihayet bir anlam verebilmemi sağladı.

Doların ve akaryakıt fiyatlarının delicesine tavan yaptığı şu dönemlerde bile Yalova’da araç park edecek tek bir sokak bulamazsınız.

Ve en eski araba 5 yaşındadır.

Hiçbir teknolojik değerli, ürün üretemeyen ülkemin, en ücra köyünde bile 3 yıldan eski akıllı telefon bulamazsınız.

Devletin ve belediyelerin çeşitli vesileler ile yardım ettiği 10 ev’in 7’sinde, mutlaka bir aile ferdinin “bitcoin” hesabı vardır.

Yani hayat ne kadar pahalı olursa olsun, döviz ve faiz ne kadar yüksek olursa olsun, bu kayıtdışı ve emeksiz para kazanma kolaylığını teşvik eden zihniyet hüküm sürdükçe ne yazık ki halk, bunun farkına iş işten geçtikten çoook çok sonra varacaktı.

Yeni yeni ve yavaş yavaş anlamaya başladılar.

Yukarıda anlattığım, embesil kan emicilerden her sokakta en az 2 tane var.

Ve istisnasız bunlar, en azılı iktidar şakşakçısı ve en tehlikeli provakatörler.

Kendi tekerlerine çomak sokulacağı endişesi ile yokluktan ve yoksulluktan bahsettiğiniz anda terörü ve başörtüsünü öne sürerek, sizinle en sert tartışmalara girenler de bunlardır.

Hani “nemalananlar” diye bi laf var ya!

Öyle yukarılarda aramayın o nemalananları, dönün ve kendi apartmanınıza bakın onları görmek için.

Görün, tanıyın ve ona göre muamele edin.

1950’de Demokrat Parti, “Her mahalleye 1 milyoner” vaadi ile geldi ülkenin başına, oysa ülkenin öyle bi kaynağı yoktu. Hal böyle olunca vahşiyane bir komşunun malına çökme furyası başlamıştı. 6-7 Eylül 1955 olayları, bunun en bariz örneğidir.

Atatürk’ün Selanik’teki evi o dönem adı MAH olan bir MİT elemanına yaktırılmış. Olay tüm gazetelere servis edilerek yine milli ve dokunulmaz bir hassasiyet kaşınmış, sonrasında İstanbul’da Ermeni ve özellikle Rum azınlığa ait bütün iş yeri ve konutlara haraç mezat çökülmüştü.

Maddi başarı için her yol mübahtır. Hatta gerekirse zaten bu tür iktidarların elinde kukla olmaya hazır Diyanet kurumunca fetva bile çıkarılır ‘dine uygun avanta’ diye.

Bugün, bu vahşete komisyonculuk, avantacılık veya lüks isimleri ile emlak danışmanlığı ile araç kiralama diyorlar.

Tabii ki vergisini ödeyerek bu işleri dürüst bi şekilde yapanlara diyecek bir lafım yok.

Benim tepkim bunların gayet çokça olan merdiven altı versiyonlarına!

Bunları okurken üretmeden, emek harcamadan, olmayanı tüketmek için kayıtdışılık, hap yapıp para kapma, avantacılık, komşusunu ve akrabasını sağılacak semiz inekler gibi görme hastalığının ne zaman memleket insanına bulaştığını iyi hatırlayın.

Beni o kapıda karşılayan 8-10 yaşındaki çocuğun, bizim neslimizi nasıl hatırlayacağını hiç aklınızdan çıkarmayın.

Ve bu vahşet devrinin bir an önce bitip hafsalası bizimle ilgili temiz hatıralarla dolu bir nesil yetiştirmek için üzerinize neler düştüğünü düşünün.

Eminim bu durumdan kurtulmanın formülünü tez zamanda bulacaksınızdır.

Formülü bulmanıza yardım ettiğim için, ‘avantamı’ göndermeyi de sakın unutmayın😜😜😜…

Selam ve saygı ile…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez(cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul et Daha Fazla Oku