Atatürk’ün Koruköy’deki pek bilinmeyen anısı

0
55

Tam 79 yıl önce kaybettiğimiz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, yaşamında Ankara ve İstanbul sonrasında en fazla vakti çok sevdiği Yalova’da geçirdi. Dolayısıyla Atatürk’ün Yalova’da da pek çok anısı var.

Haberci Gazetesi yazarlarından Muhsin Sevencan, bugünkü köşesinde Atatürk’ün Yalova’daki zamanlarından çok fazla bilinmeyen bir anıyı okurlarıyla paylaştı. Halen Koru Belediye Başkanlığı yapan Kamil Yaman’ın merhum annesiyle 10 sene önce bir söyleşi yapan Sevencan, Atatürk’le ilgili anıyı o dönem 80’li yaşlarından olan kadının ağzından kaleme aldı.

Yalova’nın imarından, şehirleşmesine kadar pek çok konuda büyük destek sağlayan Atatürk’le ilgili anıyı biz de bu anlamlı günde sizlerle paylaşıyoruz.

“On iki-on üç yaşlarındaydım. Annem ablama ve bana seslendi. Kızım Türkiye’yi kurtaran adam gelmiş. Hadi biz de köy meydanına gidelim.” dedi.

Doğrusu heyecanlanmıştık.

Birlikte meydana çıktık.

Atatürk, yanında iyi giyimli birkaç kişi ile birlikte sandalyeye oturmuş köylüler de karşısında daire şeklinde toplanmıştı. Arka tarafta iki siyah araba duruyordu. Biz de annem ve ablamla tam Atatürk’ün karşısında köylülerin içinde dairedeki yerimizi aldık.

Atatürk, köylülerin halini hatırını sorduktan sonra köyün bir ihtiyacı olup-olmadığı konusunda bilgi istedi. Köy imamı ileri çıkarak tam Atatürk’ün karşısına geçti ve kendini tanıttı. Sonra köyün ihtiyaçlarını şöyle sıraladı:

“Paşam, köyümüzün iskelesi harap vaziyettedir. Tamirini isteriz. Akşamları toplanacak doğru-dürüst bir kahvehanemiz yoktur. Bir de mektepten mahrumuz. Bizim önceliklerimiz bunlardır.”

Atatürk, köyün imamına nereli olduğunu sordu:

Köy imamımız “Dramalıyım Efendim” cevabını verdi.

Atatürk, tebessüm ederek öncelik verdiği konuyu söyledi:

“İskele ve kahvehaneyle ilgili şimdilik bir şey diyemem ama okulu hemen yaptırıyorum.”

Aradan bir ay zaman geçmemişti ki köye kamyonlarla sıra ve malzeme geldi ve okulumuz hazır hale getirildi.

Sohbet yarım saatten fazla sürmüştü. Buna rağmen ben en çok konuşmaların bu kısmından etkilendim ve aklımdan hiç çıkmadı.

Yalnız o arada garip bir şey oldu ve ben olan bitene bir anlam veremedim.

Köyümüzün ileri gelenlerinden biri kahve pişirmiş ve Atatürk’e ikram etmek için getiriyordu. Daha Atatürk’ün yanına yaklaşmadan asker elbiseli biri koşarak geldi ve tepsiyi aldı. Kahveyi getiren köylümüzle birlikte geri gittiler. Daha sonra yaver olduğunu öğrendiğim asker elbiseli adam kahve tepsisiyle geri geldi ve Atatürk’e kahvesini ikram etti. Ben sonraki zamanlarda annemden öğrendim. Yaver, köylümüzün getirdiği kahveyi dökmüş ve çantasından hem kahve hem de su çıkararak yeniden pişirip Atatürk’e ikram etmiş”