Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

Aday kim olmalı?

0 200

Hemen kuzeyimizde yaşanan bir savaş ve yurdumuzun tümünü kasıp kavuran bir ekonomik buhran varken bundan başka hiçbir konuyu yazmak gelmedi içimden.

Yani aslında Cumhuriyet tarihimizin en derin mali krizini yaşarken, hukuk ve adalet düzeninin tamamen rafa kaldırıldığı bir dönemden geçerken, sosyal güvence, yatırım ve ticaret güvenliği kavramları sadece lafta kalmışken, Türkiye’de hiç kimsenin başka hiçbir konuda konuşmaması ve yazmaması gerektiğini düşünüyorum.

Ülke ve dünya şu durumda iken Sabah Gazetesi’nde tapulu bir köşe kapmayı nasıl olmuşsa başarmış, çakma entel Hıncal Uluç gibi “Sanat Adına Teşekkürler Sayın Kültür Bakanım” başlıklı yazılar mı yazalım?

Adam hükümete ille bi yalakalık yapacak ama övecek bakan bulamamış işte ne yapsın!

Faturalar uçuşa geçmişken Enerji Bakanı’nı mı övecekti?

Hazine tamtakır iken Maliye Bakanını mı yağlayacaktı?

Uyuşturucunun peynir ekmek gibi hem de peynir ve ekmekten daha ucuza satıldığı bir ülkede İçişleri bakanına methiyeler mi düzecekti?

Velhasılı onun da işi zor. Yazık. Yapmış işte görevini yine kendi çapında.

Ben de kendi görevimi yapıyorum işte!

Aday kim olmalı?

6 Muhalefet Partisi lideri toplanıp 28 Şubat tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” başlığı altında topladıkları gayet güzel bir manifestonun altına imza attılar.

Ama herkes bilir ki kanunlar, tüzükler, hedefler ne kadar uygar, ne kadar demokratik ve ne kadar iyi olursa olsun uygulanamadıkları sürece ya da bir uygulayıcısı olmadığı sürece sadece yazılı birer metin olmanın ötesine geçemezler.

Hatt-ı zatında açıklanan bu reformlar önümüzdeki seçimi muhalefetin adayı kazansa bile en iyi ihtimalle 2024 yılında yapılacak bir referandum ve arkasından yapılacak bir genel seçimden sonra yani 2025 yılı sonu ile 2026 yılı başlarında hayatımıza yansıyacak.

Yani her şey şu önümüzdeki seçimi kazanmaya bağlı. Bütün düğüm orda çözülecek. Bütün planlar, seçim taktikleri ve organizasyonlar bu noktaya odaklanmalı.

Memleketin durumu ve geleceği bu kadar karanlıkken bile yapılacak olan seçimde iktidarı kazanamamanın muhalefet partileri açısından yaratacağı durumu hayal edebiliyorsanız, varın siz hayal edin.

Bu seçim ya Erdoğan’ın ya da o metnin altına büyük bir gururla imza atan 6 parti liderinin siyasi hayatındaki son seçim olacak.

Biri hiç muhalefet lideri olmadığı için ötekiler de muhalefetin lideri olamadıkları için durmayacaklar,  duramayacaklar partilerinin başında.

Durum bu kadar ciddi yani!

Hal bu iken ve ülkemizde hiçbir seçim yazılı metinlerle kazanılmayacağından, geliyoruz yine o en önemli soruya:

Aday kim olmalı?

Ben şimdiye kadar takip edebildiğim anket sonuçları ve kendi anlayışımın elverdiği ölçüde bir şeyler karalayacağım buraya. Daha zaman var ve daha çok konuşacağız bu meseleyi, geçecek zaman zarfında veya konuşacaklarımız ışığında fikrim değişir mi bilmem ama emin olun değişirse o fikir değişikliğini de gerekçeleri ile beraber yazmaktan gocunmam.

HDP ve diğer küçük partilerin göstereceği adayların, toplamda % 8-9 civarı bir oy alacağını varsayarsak muhalefet çatı adayının seçimi 2.Tur’a götürmesi için en az % 43 oy alması gerekiyor.

Şahsen mevcut iktidarın 2.Tur seçimi neye mal olursa olsun yaptırmayacağı düşüncesindeyim.

O yüzden değerlendirmemi sadece ilk turda seçimi kazanma potansiyeli olan adaylar üzerinden yapmayı daha pratik buluyorum.

KILIÇDAROĞLU:
Siyasi bir manevra olarak “5 Parti lideri adaylığımda ittifak ederse aday olurum” diyerek adaylığı ve ittifağın kaderini diğer muhalefet liderlerinin kucağına bıraktı.

Bence Akşener “he babam” derse diğer liderler “yok babam” demeyeceklerdir.

Bazı anketler onu rakibinin önünde gösterse bile ben Alevi olduğu için Türkiye’nin ortası ve kuzeyinden oy alamayacağını düşünüyorum. Aday olursa ilk turda kazanma şansı çok zor, bana kalsa seve seve oy veririm ve cumhurbaşkanım olarak görmeyi çok isterim ama bana kalmıyor işte ne yapayım.

Akşener’in de benim düşündüğüm bu sebebi göz önünde bulundurarak,”he babam” demeyeceğini ve ideolojik olarak kendisine daha yakın gördüğü Mansur Yavaş’ı öne süreceğini düşünüyorum…

İMAMOĞLU:
Birçok anket, onu rakibinin çok çok önünde gösteriyor ama az da olsa 2.Tur’a kalma ihtimali var.

Kılıçdaroğlu’nun söylediği “Ankara ve İstanbul’u Akape’ye tekrar geri vermiş oluruz” metaforu ise önemsiz bir ayrıntı. Çünkü ülke genelinde seçimi kaybedecek bir Akape’nin 3 ay içinde dağılacağı aşikardır.

Dolayısı ile bırakın İstanbul’u belediye meclisi oylaması ile geri alıp yönetmeyi elllerinde bulundurdukları, Bursa, Balıkesir gibi belediyeleri bile yargılanma ihtimalinden kaçmak ve nemalanmaya devam edebilmek için transfer olmak yolu ile seçim sonu iktidara gelecek ittifak partilerine hediye edeceklerdir. Çözülme ise her zaman olduğu gibi Belediye Meclis üyelerinden başlayacaktır.

Lafazanlığı ve giderek artan şova dönük davranışları son zamanlarda artış gösterse de oy verip, destekleyeceğim bir aday olur. Bana kalsa, İmamoğlu ve Yavaş arasında Yavaş’ı tercih ederdim diyorum ama bana kalmıyor işte.

YAVAŞ:
Hemen hemen tüm anketlerde, 1.Tur’da seçimi kazanıyor. Yukarıdaki 2 adaydan farkı ve en büyük avantajı Chp ve İyi parti tabanlarının ikisinden de desteğinin çok çok iyi olması. Yani 2 büyük parti var arkasında. Çok zayıf ihtimal bile olsa seçimi ilk turda kazanamadığını düşünürsek , 2.Tur olursa Kürt seçmenin tamamen ikiye bölüneceği bir seçim olur ve kaybetme ihtimali yükselir.

İcraatçı bir belediye başkanı olarak toplum önünde yükseldi ama ittifağın aradığı icraat yapacak bir cumhurbaşkanı değil, toplumu uzlaştıracak bir cumhurbaşkanı, yani aday yapılırsa muhalefetin kendi yaptığı program ile ilk çelişkisi olacaktır. Mansur Yavaş ile ilgili karmaşık duygularım var. Net olamıyorum bi türlü. Bu yüzden onun adaylığı konusunda “Bana kalsa” hakkımı kullanmayacağım. Bana da kalmıyor zaten.

Buraya kadar adaylıkları en güçlü seslendirilen üç isim hakkında kısa birer özet geçmeye çalıştım ama “aday kim olmalı” sorusuna bir türlü cevap veremediğimin farkındayım.

Hoş, bu sorunun cevabını vermek de elbette bana kalan bişey değil ama yazının başında da belirttiğim gibi duayen yandaş Hıncal Uluç bile memlekette şöyle ağız tadı ile dalkavukluk edecek bakan bulamazken ben biçare muhalif ne yapabilirdim ki?

Umudu diri tutmak adına isimler üzerine düşünmek dışında ne gelir ki elimden?

Seçime kadar daha çoook düşünüp, konuşacağımız en önemli konu bu olacak.

Bir yandan üzerine konuşulup medyada sıkça tartışılan isimlerin eksi ve artılarını tartıya vuracağız; diğer yandan da bu isimler kadar ön planda olmayan ama adaylık verildiğinde sırıtmayacak, emaneti aldığında gerektiği gibi taşıyıp, zamanı geldiğinde kriz yaratmadan devretmesini bilecek İlker Başbuğ’u, Şafak Pavey’i, İlber Ortaylı’yı , Özgür Özel’i ve hatta ittifağın diğer liderlerini de süzgeçten geçirmeye çalışacağız.

Çünkü bence toplum olarak görevimiz iktidar bu kadar zayıflamışken yapılacak olan o tarihi seçimlerde hem kazanmayı garanti edecek, hem de ülkenin tüm beklentilerine cevap olacak bir isim üzerinde uzlaşmak.

Bu seçim, özellikle ve özellikle bu seçim hamasete, partizanlığa, taraftarlığa, kutuplaşmaya, hesapsızlığa ve kavgaya kurban edebileceğimiz bir seçim değil.

Aday kim olmalı?

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ve en çok sorulması gereken sorusu var önümüzde. Ne zaman uzaya çıkacağız sorusunun cevabı da bu; Dünya Kupası’nı ne zaman kazanacağız sorusunun cevabı da bu!

Kazanacak Aday Kim olmalı?

Peki ya sizce?

Selam ve saygı ile!

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez(cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul et Daha Fazla Oku