Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

ADAY KİM OLMALI? – 3 –

0 126

Son 15 gün içinde işim gereği Hatay Expo’da, CHP genel merkezinde ve TBMM’de bulundum. Kılıçdaroğlu dahil, CHP’nin üst kademe yöneticileri ve milletvekilleri ile yapılan sohbetlere tanık olup grup toplantısına katılarak gözlem yapma fırsatı buldum.

Dolayısıyla bu yazımda Millet İttifakı dışında kalan diğer adaylarla ilgili düşüncelerimi de yazmaya devam edip gündemi ve gözlemlerimi de şuralara bi yerlere sıkıştırmaya çalışacağım.

DEMİRTAŞ

“Ben çaldığımı söyleyebiliyorum” ve “Seni başkan yaptırmayacağız” bu 2 sözünün bedeli olarak yıllardır hapiste. Demirtaş’ın eleştirilmesi gereken hatta Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre cezalandırılması gereken, söz ve fiilleri var mıdır?

Bence de mutlaka vardır.

Ama ülkede yargıya güven ve hukukun üstünlüğü ilkesi o kadar yerlerde ki onu hapiste tutanlar da dahil herkes sanığın işlediği veya işlemiş olabileceği suçlardan dolayı değil yukarıdaki 2 sözden dolayı hapiste olduğunu biliyor.

Pekiiii…

Demirtaş’ın takdir edilmesi gereken hatta örnek alınması gereken söz ve fiilleri var mıdır?

Bence o da mutlaka vardır.

Ama hakkındaki algı ülkenin %70’ine öyle bir yerleştirildi ki hiçbir şey onu hapisten çıkarmaya yetmiyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının bile yok sayılması bu durumun en bariz örneği değil midir?

HDP”nin çıkaracağı en güçlü aday yine Demirtaş olacaktır.

Mithat Sancar ve Ayhan Bilgen gibi alternatifleri olsa da HDP adına aday olup % 10’luk oranı koruyacak tek adaydır bence.

Daha fazlası da daha azı da şu an için mümkün değil.

İNCE…

İttifak’ta yer almayacağını ve Cumhurbaşkanı adayı olacağını kendisi açıkladı zaten.

Partisinin Meclis’te grubu olmadığı için yüz bin imza ile aday olacak. 700-800 bin civarında oy alarak % 1’i aşacağını tahmin ediyorum.

Partisi seçime katılma hakkı kazandı mı bilmiyorum ama katılabilecek ise bile kendi partisinin en az 2 katı kadar oy alır.

Kendisine karşı, toplumda oluşan “bölen” algısını tüm bu süreç içerisinde ortadan kaldıramadı. Zaten, projelerini ve programını anlatacak ulusal düzeyde yayın organı da bulamıyor eskisi gibi. En son BBN Türk adlı bi televizyonda Hulki Cevizoğlu’nun programında izledim.

Daha önceki yazılarımı okumuş olanlarınız, İnce ile ilgili düşüncelerimi biliyorlar zaten ama önceki seçim’de % 30.6 oranında oy almış bir siyasetçiye adayları değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisinde yer vermemek haksızlık olurdu.

Yeni bir polemik olsun diye yazmadım yani. Türkiye’de BBN Türk Kanalını kaç kişi biliyorsa İnce e o kadar oy alır işte.

Ne diyebilirim ki tek kelime ile yazık etti kendine.

FATİH ERBAKAN

Babasının izinden gitmiyor, söylemleri ve tarzı ile tamamen taklit ediyor zaten. Birebir kopyası.

Aday olacağına kesin gözü ile bakıyorum.

Olmalı da!

Daha önce söylediğim gibi her fikri, her kesimi temsil eden mümkün olabildiğince çok aday olmalı.

Partisi de, kendisi de % 1’i bulamaz.

Gençliği en büyük avantajı olacak ama Türkiye’de artık babasını benimseyen kitle yok denecek kadar azaldı.

Akape sonrası bir ülkede belki bir misyon partisi olarak siyasi hayatını 5-10 yıl daha sürdürülebilir ama o gençliğine rağmen, babasını bilen, son jenerasyon da tükendikçe kendisi ve partisi de tükenecektir.

Kim bilir belki kendisi için böylesi daha hayırlıdır. Çünkü şimdilik hiç kimse kendisini dikkate alıp rakip olarak görmediği için babası dönemindeki kayıp trilyon ve kardeşleri tarafından bölüşülemeyen kilo kilo altın defterini açmıyor.

DOĞU PERİNÇEK…
Geçen seçimde en çok güldüğüm sonuç Perinçek’in 101 bin imza ile aday olma hakkı elde edip, 99 bin oy almasıydı.

Hani sıradan bir insan için bu sonuç bile, o insanın hayata küsmesine sebep olur.

Ama Perinçek için hiç sorun olmadı bu durum.

İmzayı bu seferde denkleştirebilirse doğal aday ve doğal kaybeden olarak, Türk siyasi tarihine adını pirinçten harflerle yazdıracaktır.

Nihayet şimdiye kadar adı bir şekilde Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile anılmış siyasilerimizi kendi terazimde tartmayı bitirdim.

Kimileri, Abdullah Gül’ü unuttun diyecektir ama o zat ile aynı ülkede yaşıyor olmaktan bile utanırken yazmaya değer bulmadığımı belirtmek ile yetineyim iyisi mi.

CHP tabanının bir ferdi olarak, çatı adayı yapılacağı ile ilgili dedikodular üreten komplo teorisyenlerine en doğru ve yeterli cevap bu olur sanırım.

Gel gelelim…

Yukarıda da bahsettiğim gibi son 1 hafta süresince yaptığım gözlemlerden yola çıkarak edindiğim izlenimlere.

Chp Genel Merkezi doğal olarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığını kanıksamış ve daha doğrusu başka hiç kimsenin adaylığı ile ilgili yorum dahi yapmıyor.

Bu durum belki bir konuda avantaj.  Aday partinin Genel Başkanı olduğu için, geçen seçimde yaşadığımız, seçim sonuçlarının akıbeti hakkındaki veri akışı sorunu yaşanmayacaktır. Çünkü parti örgütü bu defa azami gayret sarf edecektir.

Keza buna rağmen seçim akşamı veri akışında sorun olursa bile adayımız bundan dert yanma hakkını kendinde bulamayacaktır.

Hatay Expo’da ise ismi anons edilmediği halde – ki kimsenin ismi anons edilmiyordu zaten- Mansur Yavaş, toplantının yapıldığı Amfi Tiyatroya girerken yoğun tezahürat ve alkışla karşılandı.

Ben hala, Chp ittifak içerisinde kalırsa Akşener’in tazyiki ile Yavaş’ın çatı aday yapılacağını düşünüyorum.

Kazanır mı?

Şansı çok yüksek…

Ama yeni cumhurbaşkanımız Akşener’in ısrarı ile aday yapılan bir kişi mi olmalıdır?

İşte orasını ben henüz tam düşünüp karar veremedim.

Yanlış anlaşılmasın sakın.

Mesele şahsiyetin kendisi değil, o şahsiyetin aday gösterilme usulüdür.

Suufiler demiş ya

“Usulsüz vusül olmaz”

Benimkisi de o mesele işte!

Benim fikrime göre ise – ki daha önceki yazılarımda da üzerine basa basa söylediğim gibi- Chp ne olursa olsun ittifaktan ayrılıp, seçime tek başına girmeli.

Aday konusunda ise yine geçen yazımda belirttiğim 3′ lü aday formülünün hali hazırda masada kalması, eğer bu yapılamıyorsa geçen seçimde olduğu gibi adayın geniş tabanlı bir eğilim yoklaması, anket sonuçları ya da ön seçim ile belirlenmesi gerektiğine inanıyorum.

İmamoğlu başka programları olduğu için katılamadı Hatay Expo’ya.

Bu katılmama hadisesinde parti içi siyaset güdüsü veya bi yerlere mesaj verme kaygısı var mıdır bilmiyorum ama daha önce katıldığım Gaziantep ve Kayseri toplantıları İmamoğlu ve CHP’li tüm belediye başkanlarının yoğun katılımlarında dolayı daha renkli ve hareketli geçerdi.

Hatay Expo’nun ağır ekonomik krize savaş ortamına kurban gittiğini düşünüyor ve üzülüyorum gerçekten.

Tıpkı savaşın patlak verdiği gün kamuoyuna sunulan güçlendirilmiş parlamenter sistem tasarısı gibi gümbürtüye gitti yani.

Ne yazık ki hala çok eksiğiz. Hala halka ulaşmak için gerekenleri, sistematiğe dökemiyoruz.

2 – 3 tane doğru hamleden sonra mutlaka boş ve gereksiz bir hamle yapıyoruz.

Tünelin ucunda azıcık ışık göründü mü tamam çıktık tünelden diyip rehavete kapılıyor ve sonra parti içindeki siyasete dönüyoruz tekrar.

Ama merak etmeyin, düzelecek bunlar da.

Çünkü bu defa diğer seçimlerden ayrı olarak gördüğüm fark en tepeden en aşağı kadar herkes işi sıkı tutma konusunda sağlam bir irade gösterip hemen toparlanmaya çalışıp, hatayı hemen düzeltmenin formülünü arıyor.

Bundan sonraki yazılarımda medyada adı geçen ama siyaset kökenli olmayan diğer adaylarla ilgili düşüncelerimle beraber, seçimin nasıl kazanılabileceği ile ilgili fikirlerimi de yazacağım ama İmamoğlu’na birkaç cümle etmeden geçemeyeceğim hiç kusura bakmasın!

Halk zaten zamlardan feryat figan ederken, İstanbul’da su fiyatını 5, 53 lira’dan, 8, 36 lira’ya çıkarmak için İBB meclisinden onay isteyip, almak Chp’nin Cumhurbaşkanı adayı olmayı ümid eden birine hiç yakışmadı.

Bu izni aldı da İBB meclisinden ama o mecliste çoğunluğu bulunan Cumhur ittifakının, böyle bir oylamada nasıl olup da “oy birliği” ile karar aldığını gözden kaçırmayıp, yetki aldığı halde zammı geri çekmesi gerekir.

O meclisteki Akape ve Mehape’li üyeler senin kara kaşına kara gözüne vurulup hem de ilk oylamada red oyu verip zam yapılmasını engellemişken 2. oylamada neden senden yana oldular dersin?

Yaaa İmamoğlu, siyaset sadece kendi partin içinde yapacağın bir iş değilmiş demek ki!

Neyse, şu mübarek Ramazan günü, lafı daha fazla uzatmayayım.

Önümüzdeki haftalarda pişirip, bu büyük siyasilerimizin sofrasına koymaya çalışacağım daha çooook somun ekmek olacak Çiğdem Köroğlu Fırını’ndan.

Övünmek gibi olsun, iyi ekmek yaparım ben, hem de helalinden, kiminin kursağına, kiminin dimağına…

Hayırlı ramazanlar…

Selam ve saygı ile…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez(cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul et Daha Fazla Oku