AJANS YALOVA
Yalova'ya dair herşey!

23 HAZİRAN’DA KİM KAYBETTİ?

23 Haziran’da sadece Ak Parti mi kaybetti? Ya da sadece Binali Yıldırım, Tayyip Erdoğan mı?

Mesela yıllardır “Hadi oradan”, “Sen kimsin” gibi cümlelerin havada uçuştuğu siyaset dili kaybetmedi mi?

“Kurban olayım senin kalbine kötülük girmesin”, “Oyunu istemiyorum, senin duan yeter” dili bu ayrıştıran, kavgacı üsluba galip gelmedi mi?

Ya da rakiplerini veya toplumun bir kesimini etnik kökenleri, inanışları nedeniyle ayrıştırma kaybetmedi mi?

Trabzon kökenlilere ‘Pontus’ imasında bulunacak kadar ileri gitmek de kaybetti; 31 Mart öncesinde “Yallah Kürdistan’a” derken 23 Haziran öncesinde “Kürt kardeşlerimiz” noktasına evrilen, ‘seçimde her yol mübah’ anlayışı da kaybetti.

Korkmadan çekinmeden, HDP seçmenine teşekkür eden dil, seçime birkaç gün kala bebek katiline sarılma hamlesini alt etmeyi başardı 23 Haziran’da.

Zamlardan manavı, kasabı; ekonomik daralmadan dış güçleri ve de ülkedeki her türlü musibetten en son 40 sene önce – o da koalisyon döneminde- iktidar olmuş CHP’yi sorumlu tutma anlayışı da yenildi.

Mehter marşı eşliğinde bir belediye başkanına “Ooooğğluum Ekrem” diyecek kadar çirkinleşen, ekranlarını iktidar dışındaki tüm yüzlere kapatan, açtığında da sadece ve sadece çamur atmaya çalışan yandaş ve yalaka medya 23 Haziran’ın en büyük kaybedenlerinden biriydi muhakkak.

Yıllardır “Aman sesimizi çıkarmayalım da belediye konserleri, bakanlık teşvikleri kaçmasın” diyen işini bilen sanatçı (!) tayfasının yerine bu kez “Tercihim bu adaydır. Kendisini beğendim. Yolu açık olsun” diyerek korkmadan siyasi tercihini, oyunun rengini belli eden sanatçılar kazandı.

Kamu görevlisi ve memur olduğunu, partinin değil halkın hizmetinde olması gerektiğini unutan, bir belediye başkan adayına açık bir şekilde destek vererek pozisyon alan belediye personeli ve tabii ki İstanbul Valisi de kaybetti.

Önce mazbatayı vermemek için, sonra da seçimi iptal etmek için yoğun çaba harcayan YSK da kaybetti.

Sadece iktidar ve onu çevreleyen devasa yapıların kaybettiğini sanmayın.

Seçim iptal edildiğinde “Ak Parti bu, ne yapar ne eder seçimi kazanır. Mutlaka bir şey yapıp kazanacaklar. Boşuna uğraşmayalım” diyen yılgın ve bezgin muhalefet çevreleri 23 Haziran’ın kaybedenlerindendi.

“Ekrem de kim. Kimse tanımıyor, tanınmış biri olsun” diyerek genel merkezin çıkardığı her adaya dudak büken CHP içindeki “muhalefet olmazsa ölecek” hastalığına tutulmuşlar yenilmedi mi bu seçimde peki?

Yine CHP’de yıllardır kemikleşmiş hale gelen “Sağdan bir aday çıkartalım da sağın oylarını alalım” diyenler partide ilçe başkanlığı yapmış, başka bir partiden transfer edilmemiş bir adayın kazanmasıyla yenilmiş olmadılar mı?

Toplumun çok farklı kesimleri en azından demokrasinin kazanması, ileride olacak haksız seçim iptallerinin önüne geçmek için bir adaya destek verirken bu desteği vermekten öykünen DSP, Vatan Partisi ve TKP yönetimleri kaybetti. Parti yönetimlerini dinlemeyen seçmenleri ise kazandı.

Kazanan mı?

Umut, cesaret, tatlı dil…

Ve tabii ki yeni siyaset anlayışı…

YALOVA, KANDİL’DEN YÖNETİLMESİN

Bilgisayar oyunlarında kazanmak için son çaresizlik ‘her tuşa basma’dır.

Karşına bir canavar çıkar, altedemezsin, o panikle ve telaşla bilgisayarın tüm tuşlarına basarak bölümü geçmeye çalışırsın.

Ak Parti’nin son İstanbul ve öncesindeki Yalova seçimlerinin hemen arifesinde yaptıkları da buna benziyor.

Yalova’da Vefa Salman’ın bir telefon dinlemesini sosyal medyadan yayarak “Yalova, Kandil’den yönetilmesin” diye otobüs dolaştırmak başka türlü nasıl açıklanabilir?

Kim yönetecekti Kandil’den?

Bizim Veteriner Vefa mı? Hani şu kasap İhsan’ın oğlu Vefa… Yalovalı Vefa… Hem de yemci Halit’le birlikte…

Bunun cidden Yalova’daki milliyetçi, vatansever seçmende karşılık bulacağını mı sandınız?

Belki halkın tanımadığı, bilmediği bir aday ve meclis üyelerinde bunu seçmene yutturabilirsiniz ama çocuklukları dahil her şeyi Yalova’nın tümü tarafından bilinen başkan adayı ve meclis üyelerine bu işlemezdi. İşlemedi de…

Herhalde Yalova’daki Ak Parti yöneticileri ve kampanyayı yürütenler seçime bir hafta kala ortaya attıkları bu söylemin kime kazandırdığını analiz edebilmişlerdir…

ÖZLEMİŞİM

Yaklaşık 5 yıldır köşe yazısı yazmıyordum. Açıkçası biraz da hamlamışız…

Önce ilçe başkanlığı, sonra adaylık derken aktif siyaset içinde yer alırken köşe yazmayı doğru bulmamıştım.

Siyaset devam ediyor, edecek…

Ancak şu anda aktif bir siyasi görevim olmadığı için köşe yazılarıma kaldığım yerden devam edebilirim…

Açıkçası özlemişim…

Tekrar görüşmek üzere…


Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.