Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

DEVRİMCİ

0 203

“Sahtekarlığın ulusal düzeyde zirve yaptığı dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir”

Kaynağını unuttuğum ve aklımda kaldığı kadarını yazdığım bu sözün gereğini yerine getireyim bir daha!

Benim neslim 68 kuşağına sadece gıpta etti, 78 kuşağını ise az- çok dinleyebildi.

Devrimcilerin ya darağacında katledildiğini ya da 12 Eylül işkenceleri ile sindirildiğini öğrendik hep.

Onların verdiği mücadeleyi küçümseyecek değilim elbette ama

42 senelik ömrümün neredeyse yarısını, hem de aklım ererek, hayat mücadelesine girdiğim 2. yarısını, mevcut iktidarın zulüm düzeni içinde geçiren kendimi ve yaşıtlarımı da kahraman birer devrimci olarak görüyorum ben.

Öyle ya!

İşkence görmekse devrimcilik,

19 sene ile en uzun süre işkence çeken kuşağız biz…

Askeri darbe veya muhtıra dönemlerinde yapılan hukuksuzluk ve vicdansızlıkları dillerinden düşürmeyerek yaptıkları duygu sömürüleri ile oy devşiren,

Son darbe girişimini ise Khk’larla kendi halkına zulmetmenin bahanesi olarak gösteren bir hükümetin idaresinde 19 sene geçirdim ben.

İşte bu nedenle işkence çekerek devrimci olmak konusunda tevazu gösteremeyeceğim, kimse kusura bakmasın!

Diyarbakır meydanlarında Megri Megri ile dolaşıp, Diyarbakırlıların o günden sonra seçtiği her belediye başkanını hapse atanın,

“İstanbul Sözleşmesi’ni biz imzaladık” derken gururlanan, ama imzayı bir gece yarısı kararnamesi ile geri çektiğini söylerken yüzü kızarmayanın,

Cumhurbaşkanını görünce belki çare olur diye, “Açım” diyen Elazığlı yaşlı kadını, Valiliğe çekip ayar vererek “Aç değilim, yanlış anlaşıldım, Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun” dedirtenin,

Oradan komşu şehir Malatya’ya geçince “Açım” diyen Malatyalı Amca’ya “Al bi keyif çayı iç” deyip, yüzüne çay paketi fırlatanın,

Bütün hakimler karşısında el pençe divan dururken, “Anayasa Mahkemesinin bu kararını tanımıyorum, saygı da duymuyorum” diyenin,

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gelince ülkeyi uçuracağını vaad edip, faizi, dövizi, enflasyonu uçuranın,

130 Milyar doların nerede olduğu sorulunca, damadını TAŞ edip başımıza düşürenin,

1 yıldır kan ağlayan esnafını iflasa sürükleyip, 5 müteahhitine gözü gibi bakanın,

Eğitimi uzaktan bile yapamayıp, sınavı yüz yüze yapanın,

Tam kapanma yapıp 1 ay bakamadığı vatandaşına, yoğun bakım için ferlik ferlik yerli ve milli torpil aratanın,

Memleketi 1 cent’e muhtaç eden Cehapeli’lere beddua yağdırıp, ülke tarihinde ilk defa Merkez Bankası döviz rezervini eksiye yani sıfırın altına indirenlerin,

Bana yaptığının adı’dır “psikoljik işkence”

Millete yaptığı ise tek kelime “Zulüm”dür.

Dedim ya,

Ben kendimi devrimci olarak görüyorum.

Bu nedenle;

Bir gece yarısı kararnamesi ile kadına karşı yapılacak şiddete adeta izin çıkarıp, icazet veren bu zihniyetin,

Başka bir gece yarısı, seçme ve seçilme hakkımı, mülkiyet hakkımı, eğitim hakkımı, yani kısacası yaşam hakkımı elimden almaması için, karşı koymaya, dişimle, tırnağımla mücadele etmeye ve nefesim yettiğince gerçeği yazıp hatırlatmaya devam edeceğim.

Bu zulüm çarkının dişlilerinin arasında ezilen mazlum halkların ne yapacağı ise kendi kararıdır.

O’na ben bi şey diyemem…

Selam ve saygı ile…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.