Ajans Yalova
Yalova'ya dair herşey!

DAHA NE DİYİM YALOVA!!!

1 1.249

Geçen hafta korona teşhisi ile Yalova Devlet Hastanesi’nde yatan ve 5 gün yoğun bakım ünitesinde tedavi edildikten sonra iyileşip aramıza dönen bir aile dostumuzla konuştum.

Ben yaşadığı süreç ve hastalığın seyri ile ilgili meraklı sorularımı sormaya hazırlanırken “Canımı Akp İl Genel Meclisi Üyesi filancaya borçluyum” deyiverdi!

“Nasıl yani? Ne alaka” dedim.

“Vallahi , testim pozitif çıkınca bir kaç gün evde tedavi gördüm.

Sonra nefes alıp vermekte sıkıntı çekince, aradım ve gelip beni ambulansla Yalova Devlet Hastanesi’ne götürdüler.

Orada Covid-19’lu hastalar için ayrılan bir bölümde diğer hastalarla beraber 3 gün geçirip tedaviye devam ettim ama durumum gün geçtikçe kötüye gitmeye ve nefes aldıkça ciğerlerim şiddetle batmaya devam etti.

4.gün telefonla konuştuğum yakınlarıma artık kendi başıma nefes almakta zorlandığımı ilettim.

Onlar da doktorla irtibat kurmuşlar, aldıkları cevap

“Herşeye hazırlıklı olun, durumu kötüye gidiyor” olmuş.

Bizimkiler, yoğun bakımda mı? diye sormuşlar.

Yoğun Bakım ünitesi dolu denmiş.

Velhasılı akrabalarım bir şekilde AKP İl Genel Meclis üyesi falan kişiye ulaşmışlar”

“Eeeeee” dedim…

E işte o siyasetçi Başhekimi falan aramış.

Yoğun bakımda yer ayarlanmış ve kendisi yoğun bakım ünitesine alınmış. Orada 5 gün yatmış. O ünitede 4 kişilermiş ve sadece kendisi kurtulmuş, diğer 3’ü vefat etmiş.

Büyük bir hastalıktan yeni çıkmış ve birçok etkisini hala yaşayan aile dostumuzu üzmemeye özen göstererek dedim ki

“Allah’ın seni bize bağışlamasına vesile olduğu için o İl genel meclisi üyesinin ve sevdiklerinin ayağı taşa değmesin, Allah ondan bin kere razı olsun.

Ama

Hiç düşündün mü?

Ya yakınların ona ulaşamasalardı ne olurdu?

Ya ona ulaşacak yakının olmasaydı ne olurdu?

Ya sen o il genel meclis üyesi’ne ulaştığın halde, torpili seninkinden daha büyük birinin hastası senin önüne geçirilseydi ne olurdu?

Ya daaaa

Senin akrabalarına “yoğun bakım ünitesi dolu” diyen yetkililer İl Genel Meclis Üyesi arayınca kullanmak üzere bir kişilik kontenjanı ayırmayı akıl etmemiş olsalardı mazallah! Esas, o zaman ne olurdu?”

Vicdanına gerçekten güvendiğim aile dostumuz

Hastalık nedeni ile alamadığı derin nefeslerden hıncını alırcasına deriiin bir iç çekti ve

“Hiç bu açıdan bakmamıştım keşke ölseydim” dedi.

Onu daha fazla yormayarak ve üzüntüsünü hafifletmeye çalışarak müsaade istedim ama

O günden beri, yaşadığımız bu vahşi sisteme yine her gün lanet ediyor ve her zerremle bir kez daha iğreniyorum.

Ülkenin başka yörelerinde de böyle şeyler oluyordur belki

Ama ben Yalovalı’yım.

Ve kurulduğu günden beri AKP’ye hep % 50’nin, bazen 1-2 puan altında bazen de 10-15 puan üzerinde destek veren, son seçimde de 2 milletvekilini iktidar partisinden Ankara’ya gönderen bir ilde böylesi bir uygulama yapıldığını bilmek daha bir farklı kahrettirdi bana.

Yani “ezik ve kendini ifade edemeyen bir halkız” anladık da

E bu kadar da değil yani!

İktidar partisinden Ankara’ya giden 2 Yalova milletvekiline sesleniyorum yine

Tabii duymak isterlerse(!)

Yıllarca, Feto’ya teslim ettiğiniz yargı sistemimizin marifetli elleri ile Çınarcık ve Armutlu arasında kalan tüm orman arazilerinin parsel parsel peşkeş çekilmesini seyrettiniz ve Yalova sizinle beraber seyretti.

Hangi öğretmenin hangi okulda ders vereceğine  hangi idarecinin, hangi birimde görev yapacağına, hangi öğrencinin, hangi okulun hangi sınıfında okuyacağına kadar eğitimdeki her şeye müdahale ettiğiniz için

Siz iktidara geldiğinizde ülkemizin eğitim sistemindeki tüm sınavlarında ilk 3 içerisinde olan Yalova’yı 20. sıranın da altına indirip çocuklarımızın geleceği ile oynadınız, Yalova’da kimse tek söz söylemedi.

Termal’i Araplara teslim ettiniz, Yalova tınmadı.

Köprü yaptık dediniz, Altınova’yı felç ettiniz Yalova’yı ırgalamadı.

Arboretum’a İmam Hatip Külliyesi diktiniz, Yalova görmedi.

Deprem toplanma alanlarını Avm’lere; tarım arazilerini lüks villalara tahsis ettiniz, Yalova sizi baştacı etti.

Şimdiler de yandaş müteahhidinize deveyi hamudu ile vermek için Karma OSB idi, rantsal dönüşümdü yine birşeyler tezgahlıyorsunuz ama bu durum, Yalova’nın umurunda bile değil

Koronavirüs salgınının ilk günlerinde yani Nisan ayının ilk haftasında “çakma kayyum” Belediye başkanınız şehir hastanesinin inşaatını ziyaret edip, %70’nin tamamlandığını iftiharla söylemişti ama Belediye Başkan Adayı ve bir önceki il Başkanı pek sayın Öztabak’ın 2020 yılı içerisinde teslim edilecek sözünün arkasında duramamıştı.

Yeri ve maliyeti zaten hiç kimsenin içine sinmeyen ve yüklenici firmanın, teslim tarihini önce 2019 yılı olarak açıklayıp öteleye öteleye 2021 yılı sonuna kadar getirdiği hastane en çok ihtiyaç duyulduğu zamanda teslim edilmezken ve Yalova Valisi ‘cemaatsiz cami’ projesinden kafasını kaldırıp konu ile ilgili tek kelime etmezken. Siz birşey yaptınız mı acaba?

Memleketimizde yaşanan tüm bu sorun ve problemler hepimizi canımızdan bezdirirken

İŞKUR şubesi haline gelen Akape il ve ilçe başkanlıklarınız, Genel Merkezlerinden aldıkları direktifler gereği, onun bunun hakkında suç duyurusunda bulunmak için tam kadro adliyeye koşturdukları sıralarda, arada bir hastaneye de uğrayıp hangimizin öleceğine ve hangimizin sağ kalacağına karar veriyorlarmış.

Yalova! Daha ne diyim sana…

Bu sayfada yazılar yazmaya başladığım günden beri

Atatürk’ün ” Benim Kentimdir” dediği güzel Yalova’nın sorunlarını ve problemlerini anlatmak üzere başka başka zamanlarda 8-10 defa yazılar yazdım.

Ben bunları yazarken şehrimizi 2 dönem yönetme şerefine nail olmuş eski bir belediye başkanımız da oturup kitap yazdı.

Son dönemini iktidar partisinde noktalayan ama önümüzdeki seçimde adayı olacağı söylenen Gelecek Partisi’nin İl Başkanlığında kitabına imza günü düzenleyen sayın büyüğümüzün de şu saydığım sorunlara karşı en az Yalovalılar kadar ilgisiz kaldığını görmek ise şehrimizin geleceği hakkındaki ümitsizliğimi bir kat daha arttırdı.

Basın desen ancak işsizlik ortalamasında Türkiye şampiyonu olmakla haber olabiliyoruz yurt çapında!

Yerel basın ise sanki çok faydası varmış gibi sorunları bile kamplaşmadan konuşamaz halde!

Bugüne kadar Yalova’nın hiçbir elle tutulur hizmet alamayışına karşın böylesine umarsızca Ak’laştırılmasına ses etmeyen, göz yuman, zemin hazırlayan ve çanak tutan, iktidarı ve muhalefeti ile toplumumuzun tüm önderlerine ancak teessüf edebiliyor ve bende deriiiin bir iç çekerek vazgeçiyorum Yalova’nın sorunlarını yazmakta.

Bu sondu bilesiniz…

Biz zaten, özgürlüğün beldesi Koru’da bir komün rüyası yaşayıp idare ediyoruz kendi çapımızda

Eh Aksa ve Akkim’in toprağa bıraktığı ağır metaller nedeni ile Yalova’nın yerleşime kapanmasına da daha 50 sene var nasıl olsa!

Maske, mesafe, temizliğe uyunca koronaya da yakalanmayız inşallah…

Bana ne canım, ben de oturur kitap yazarım kendi kendime…

Selam ve saygı ile…

1 yorum
  1. Tuvana Tunçer Diyor

    İçler acısı bu yazınızı okurken yerimde duramaz oldum.
    Gerçekten iç yangını bir durumda Atatürk’ün kenti.
    Esas olan, önce insan olabilmektir. Siyaset çok sonra gelir/gelmeli.
    İnsan olmak demek, kendi bilgi birikimi ile fikirler üretip, o fikirleri savunmak için dik durabilmektir.
    İnsan olmak, yürürken ayağının ucuna bakmak yerine, yüz adım sonrasını görüp, ona göre tedbir almak demektir.
    İnsan olmak, kendisinin dışındaki bütün canlıların da, kendisi kadar can acısı yaşayabileceği bilinciyle, her canlıya iyi davranmak, güzel gözle bakabilmektir.
    İnsan olmak, “ben paçamı kurtarayım da, benzer durumdakiler ne olursa olsun” dememektir.
    İnsan olmak, bugün, “sen sus, çocuksun. Büyüklerinden iyi mi bileceksin?” dediği çocuğun, ileride hep büyüklerin(!) sözünden çık/a/mayan biri olacağını bilerek, o çocukları gerçek bir insan, sağlam bir birey olarak yetiştirebilmektir.
    Kısaca, insan olmak dik durabilmektir.
    Böyle dik durabilen bireyler siyasete atıldıklarında ancak bir şeyler değişebilir.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.