AJANS YALOVA
Yalova'ya dair herşey!

Yemek Tarifi!

Kısa bir aradan sonra, tekrar merhaba…

Geçtiğimiz günlerde bir gazeteci dostum bana, neden bir süredir yazmadığımı sordu…

Bildiğiniz üzere; seçim dönemlerinde yazı yazmayı sevmiyorum, kaldı ki siyaset yazmayı ( Yazıyor olmama karşın…) hiç sevmiyorum. Bu yüzden kendisine de seçimlerden dolayı dedim, sonra seçimlerin bittiğini ama ortalığın hala çok siyaset ve politika dolu olduğunu ve hatta üslup ve yapılanların beni gerçekten rahatsız ettiğini söyleyerek, “yazamıyorum!” dedim.

Bir süre bu konuda sohbet ettikten sonra; kendisine siyasete, yaşananlara, olan bitene karışmak istemediğimi söyleyince; bana cevabı şu oldu…

“Sen karışma, ben karışmayayım, siyaset yazma, gündem yazma, o zaman git yemek tarifi ver!”

Bu etkili çıkışından yola çıkarsak; geleceğin aydınlık ya da karanlık olmasında en azından tarafımız belli olsun demek gerektiği aşikârdır. Lakin benim tercihim; yemek tarifi vermek oldu…

Bu sene, 2019 yerel seçimleri yine çok farklı bir havada geçti. Mesela Vefa Salman Yalova Belediyesi’ni toplamda 5 kere kazandı ama 2. Dönem başkanlığını yapıyor… Biz bunlara şaşırırken; İstanbul seçimleri adeta güler misin, ağlar mısın şekline dönüştü. Uzun süren belirsizlik, sonra mazbata, sonra iptal ve akabinde tekrar seçim için bekleyen bir İstanbul…

Ben de tam bu konjonktüre uygun bir yemek tarifi vermeye karar verdim…

Önce malzemeler:

1200 gram şeker

1200 gram süt

4 adet orta boy patlıcan

Yarım kilo frambuaz

2 adet palamut

1 buçuk kilogram tavuk kanadı

2 kâse pirinç

Tuz, karabiber, pul biber

Şimdi Tarif:

Tarif oldukça basit aslında… İlk önce malzemeleri ev halkına sayıyorsunuz, sonra gelen tepkileri sessiz kalarak, sakince gözlemliyorsunuz. Ev halkının bazıları bu malzemelere aşırı tepki vererek bağırabilir, bazıları bu malzemelerden espriler üreterek ince ve keskin zekâ ürünü şakalar yapabilir, bazıları size bağlılığından veya ihtiyacından ya da inancından dolayı vardır bir bildiği bence güzel olabilir diyebilir, bir kısmı da; siz ve size güvenenleri böyle malzeme seçimi olmaz diyerek hakir görüp, zekânızla, kültürünüzle alay ederek, bunlar yemekten ne anlar diyebilir…

Hane halkı bu konuları tartışırken; siz ilk önce ihtiyacınız olan alışverişleri yaparsınız, çünkü zaten kimsenin onlarla ilgilenecek zamanı yoktur, onlar yemek tarifi ile meşguldürler. Sonra kendinize yakın birine; “10 sene önce de teyzem tatlı, tuzlu, ekşi ve aynı zamanda acı yemekler yapıyordu. Bunları unutmadık, o zaman tabağımız bile yoktu tencereden yerdik, nereden nereye geldik…” tarzında söylemler ürettirirsiniz…

İlerleyen zamanlarda; “Bugün aşağı mahallede başkentlerinde balık üzerine reçel döküyorlar, siz gelmiş bizim malzemelerimize laf söylüyorsunuz, ayrıca üst komşu ve yukarı mahalledekiler bu yemekleri istemiyor, demek ki biz doğru yoldayız, beni bizi kıskanan komşulara yedirmeyin!” tarzı söylemleriniz artacak ve daha keskin, net ve yüksek sesle konuşacaksınız…

Son iki hamleye geldik; ilki, ortaya oldukça basit ve kötü bir öneri atacaksınız hane halkı bunu asla beğenmediği anda; diğerinin daha iyi, çağdaş ve sizin geleneklerinizden geldiğini söyleyeceksiniz, atalarımız da palamutu şekerli yerdi diyeceksiniz. (Nasıl olsa araştırılmayacak.)

O esnada yine daha cılız olsa da çatlak sesler duyacaksınız ve ikinci hamlenizi oynayacaksınız…

“Ohoo! Her şey olmuş, bitmiş, onlarca defa konuşulmuş, siz hala orada mısınız (alaycı bir tavır ve gülümseme ile) aşın bunları artık, bizim damak tadımızın zenginleşmesine engel olmayın, yıllarca bizi kuru fasulye, pilava mahkûm ettiniz, artık yeter, o eski ev halkı yok! Artık kendi ayakları üzerinde güvenle duran, farklı lezzetlerden korkmayan, karşı binadaki pizzacıyı görünce kendini ezik hissetmeyen, tüm mahallenin, mutfaktan gelen kokuları kıskandığı bir ev var!”

Sonra adeta dans eder gibi estetik bir vücut dili ve el hareketleri ile son darbeyi vuruyoruz…

“Üstelik; bugün iyi bir yemek yiyeceğiz, yarın bugünden daha iyi bir yemek olacak, öbür gün zaten daha iyi bir yemek olacak, yani zirveyi görmemiz yakın! Tünelin ucundaki ışık göründü!”

Haydi, bu yemeği oylamaya sunalım!

Bu oylamada da iki seçeneğimiz var; eğer yemek yapılsın çıkıyor gibi olursa; hemen laf kalabalığı ile tamam bitti bu iş diyerek balkona çıkıyorsunuz… (Çünkü patlıcanlar balkonda)

Fakat ikinci seçenek gerçekleşir ve çoğunluk yapılmasın derse de; birkaç ret oyu veren ile tartışıp, onları itibarsızlaştırıp, gerekirse oy haklarını ellerinden alıp, onlar zaten sahildeki kebapçı ile ortak, biz evde yemek yapamayalım da, paramızı kebapçıya verelim, ekonomimiz çöksün, bu ev halkı sokaklara dökülsün istiyor şeklinde açıklamalar yapıp, tekrar ve tekrar oylamalar yapıp, insanların bıkıp, usanmasını sağlıyoruz…

Sonuç olarak…

Evet sonuç sizin kararınız olacak;

Ya bu yemeği yersiniz!

Ya da her şeyin çok güzel olması inancınızı kaybetmeden, sabırla mücadele edersiniz!

( Hiç siyasi olmayan yazımdan, herkese iyi günler dilerim, umarım hayatınızda her şey çok güzel olur…)

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.