HABER PORTALI
Yalova'ya dair herşey!

KİŞİSEL GELİŞİM SAFSATASI ( Eşek Arısı Teorisi ve Siyasette Kullanımı )

Bugün; başlıktan da anlaşılacağı üzere, kişisel gelişimden bahsedeceğim. Bu arada kişisel gelişime, tekâmüle, aydınlanmaya sonuna kadar inanan biriyim, hatta bu işin İslami boyutu, Türk usulü, Avrupa ve Amerika teorileri ve ağırlıklı Uzak Doğu esintileri ve teorilerini derince araştırmışlığım da vardır, bilenler bilir.

Lakin başlıktaki safsata kısmı sadece bu işi yeteri kadar bilmeyen ve işin “Amerikan Usulü” kısmını alan, yani sahne şovu, satış, pazarlama, mutlu hissettirme, anlık etkileme gibi etkenlerle sabun köpüğü gelişimi yapanlara ve hatta bunu da ısrarla karşı çıktığım “Network Marketing” tekniği ile yapanlara…

Şimdi bir Kişisel Gelişim Hikâyesi örneği vereceğim, ardından da bilimsel bir açıklama yapacağım. Bu örnek Amerikalı Kişisel Gelişim uzmanları tarafından yıllardır kullanılan ve artık ülkemizde de kullanılan bir örnek…

* * *

EŞEK ARILARI UÇAMAZ

Aerodinamik yasalarına göre Eşek Arıları uçamaz. Sebebi de büyük gövdeleri ve buna karşın o gövdeye oranla oldukça küçük olan kanatlarıdır. O kanatlarını ne kadar hızlı çırparlarsa çırpsınlar o hava akımı ve kanat gücü, o gövdeyi kaldırmaya yetmez. Bu bilimsel olarak da ispat edilmiş bir gerçektir. Fakat görüyoruz ki doğa; bilime uymuyor ve eşek arıları uçuyor. Peki ama nasıl?

Bilimin imkânsız dediği şey, nasıl gerçek olabilir? Eğer bu oluyorsa, biz de bize imkânsız denen şeyleri yapabilir miyiz? Bu bir mucize mi, yoksa imkânsız denenleri yapmaktan vazgeçmeyelim diye bize sunulmuş ilahi bir örnek mi?

Evet eşek arılarının uçması imkânsız ama onlar uçuyor ve hatta eşek arısı dünyada en yükseğe çıkabilen kanatlı. Everest’in tepesinde eşek arısı görebilirsiniz ve başka uçan hiçbir şey göremezsiniz.

Eşek arısı; öğretisi, doğası ve genleri dolayısıyla hep bal arısını taklit etmiş, onları kıskanmış ve çoğu zaman kovanlarına saldırıp dağıtmış bir canlıdır. Kendisini de bal arısı sandığı dönem dönem söylenenler arasında. Gelelim uçabilmesine. Uçabilmesi onun bir taklit yeteneği değildir, hatta uçabilmesi bir yetenek değildir, çünkü uçabilmesini; tamamen uçamayacağını bilmemesine borçludur.

Evet eşek arısı uçamayan bir hayvan olduğunu bilmez, bu onun bir şekilde genetiğine işlenmemiştir ve o bunu ne güdüleri ile ne öğretileri ile bilmez. Bu yüzden her yeni doğan eşek arısı, kanatlarını çırpar, çırpar, azmeder, vazgeçmez ve uçar, uçtuğunda da asla durmaz, uçtukça daha da hızlanır ve dünyanın en yüksek noktasına kadar yükselir…  Evet eşek arısının hikayesi budur. Peki bizim hayatımız nasıldır?

Evde, işte, sokakta, okulda, her yerde bize sürekli koşma düşersin, yapma terler, hasta olursun, gitme kaybolursun, sen onu yapamazsın, sen bunu yapamazsın, sen bununla yetin, aza tamah et, bu sana yeter, denmiyor mu? Evet çocukluğumuzdan beri deniyor. Bu öğretiler de bizi sınırlıyor. Sonuçta da; limitsiz olacağınıza, limit siz oluyorsunuz ve kendinizi sınırlıyorsunuz. Yapamadığımız her şey de bu yapamazsın öğretisinden dolayı oluyor.

* * *

Evet işte hikayemiz böyle, bunu da sahnede etkileyici görseller ve iyi bir sunumla anlatınca oldukça etkileniyor insan…

Peki işin aslı gerçekten bu mu?

Eşek arıları aerodinamik yasalarına göre gerçekten uçamaz, sebebi de hikâyedeki ile aynıdır. Buraya kadar sorun yok, ancak eşek arılarının uçabileceği 1960’lı yıllarda kanıtlanmıştır. Yani 60’lara kadar uçabildiğini sadece kendisi biliyormuş arının. 60’larda kanıtlanan uçabilirliği ise aerodinamikle değil farklı bir teori ile… Eşek arıları diğer canlılardan farklı bir kanat yapısına sahip, hareketli, ileri geri hareket eden kanatlara ve bu kanatlarla sadece kanat çırpma değil, ileri geri dairesel ve sekiz benzeri hareketlerle hava akımı yaratıyor eşek arısı. Bu hava akımını girdaba benzetebiliriz, hem altında kendini yukarı iten bir hava akımı, hem de üstünde kendini yukarı çeken bir hava akımı yaratmasına sağlıyor bu kanat yapısı ve kanat hareketleri. Dolayısıyla eşek arısı, kanat gücünden ziyade, belki de her kanatlıdan daha az yorularak, kanat gücü yerine kanat hareketlerinin yarattığı hava akımı sayesinde uçuyor.

Sonuç olarak cehalet mutluluktur ve bu mutluluk bize imkânsızı başarmayı sağlar şeklindeki kişisel mutluluk ve gaz teorisi çökmüş, cahil sandığımız hayvanın, aslında diğer hiçbir canlıda bulunmayan bir öğreti ile hareket ettiğini ve bilge bir arı olduğunu görmüş oluruz.

Demek ki neymiş, bilgiyi sorgulamadan almamak gerekirmiş, size bilgi verenin de bilgilerini sorgulamanız gerekirmiş, tek kaynaklı bilgi ile beslenmemek gerekirmiş, kişisel gelişimimizi de kişisel gelişim kitaplarından ve de seminerlerden tamamlamamız, öğrenerek, yaşayarak, tecrübe ederek gelişip, öyle aydınlanmamız gerekirmiş.

Tüm Kişisel Gelişim Uzmanı dostlarıma ve çok değerli eğitmen ve hocalarıma selam olsun…

Gelelim Eşek Arısı Teorisinin siyasette kullanımına…

Siyasetteki eşek arıları, eşek arısı olanlar, olmayanlar, kovanlar ve bal arıları, teoriyi kişisel gelişim olarak yutturanlar ve yutanlar…

Hepsi gelecek haftaki yazımda. Sakın kaçırmayın…

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.