HABER PORTALI
Yalova'ya dair herşey!

En efsanevi* Yalova efsanesi ve Muhammed Ali

Bu yazımda, kulaktan dolma ve derme çatma bilgilerle, bugüne kadar tarafıma bir şekilde aktarılmayı başarmış; “Geyik Başlı Sümsük** Efsanesi” isminde, nadide bir Yalova efsanesini sizlerle paylaşarak, konuyu efsanevi boksör Muhammed Ali’ye bağlamaya çalışacağım.

Hepinize şimdiden efsanevi selamlarımı yolluyorum. İyi okumalar.

Derler ki:

Çok eski zamanlardan birinde, dönemin imparatoru Cüstenyus tarafından, liyakat sahibi olduğu için çevre ve şehircilikten sorumlu tekfur olarak atanan Jeolojos’un dünyalar çirkini kızı Topografos, iyileşmez bir hastalığa yakalanmış. Hekimler, bilginler, kâhinler, veterinerler ve ticaret loncasına üye esnaflar kızı tek tek muayene etmiş; sonra tekfurun yanına gelerek kızın iyileşemeyeceğini söylemişler. Tekfur çok üzülmüş, gece gündüz durmadan ağlamış. “Sen koca tekfursun! Çirkinlik abidesi kızın için ağlamak senin şanına yakışmaz eyyy Jeolojos!” diyenleri mevkiini kullanarak içeri atmış; “Size mi soracaktım ne yapacağımı!” diyerek, zindanlarda çürütmüş.

Günden güne daha da çirkinleşip, üstüne bir de çirkefleşen Topografos, insanlardan iyice kaçar olmuş; kimseyle görüşmeyen, herkese b.k atan, asosyal bir bireye dönüşmüş.

Bir gün Tekfura gelen âlim bir zat;  kızı Yavalo’ya (bu zamanki Yalova) yollamasını, kızın orada bir ihtimal şifa bulabileceğini söylemiş. Tekfur, Allahtan ümit kesilmez diyerek bu öneriyi kabul etmiş. Porta Blanga’dan (Yenikapı) kalkan 21:30 yelkenlisiyle kızını Yalova’ya (o zamanki Yavola) yollamış.

Topografos, buradaki günlerini; çevreyi gezerek, kuş sesleri dinleyerek ve çirkefliği iyice azıttığı için kuşların sesine bile b.k atarak geçirmeye başlamış.

Tek başına gezintiye çıktığı günlerden birinde, dere kenarında su içen garip bir hayvan görmüş. Bu, geyik boynuzlarına sahip yeşil burunlu bir sümsük hayvanıymış. Hemen çalıların arkasına saklanarak hayvanı izlemeye başlamış. Sudan içtikçe sümsüğün boynuzları kısalıyor, burnu pembeleşiyormuş. Ayrıca boyu uzuyor, omuzları genişliyor, sesi de güzelleşiyormuş. Sümsük, Müzeyyen Senar gibi sese sahip oluyormuş ama daha çok Müslüm Gürses tavrıyla uzun havalar söylüyormuş. Sümsük, meğer yıllar önce ölmüş, çevre ve şehircilikten nasibini almamış Heyelannos adlı zalim bir hünkârın oğluymuş.***

Hünkâr Heyelannos, yerleşim alanlarını etütler yaptırmadan imara açarmış. Buralar fay hattı üzerinde mi, deprem olur mu, toprak kayması, sıvılaşma olur mu, su havzası ya da maden sahaları üzerinde mi değil mi, hiç önemsemezmiş. Günlerden bir gün büyük zelzele gelip vurmuş, yer gök bir olmuş. Dağ gibi olan yerler düz ovaya, düz ova olan yerler dağa dönmüş. Zelzelede ölenlerin yakınları çok büyük beddua etmiş. Aldığı ahların sonrasında Hünkâr Heyelannos’un oğlu Şehzade Alüvyons, geyik başlı bir sümsüğe dönüşmüş. O gün bugündür, babasının günahlarını uzun havalar eşliğinde çekmekteymiş.

İçtiği şifalı sular Alüvyons’u kısa süreliğine de olsa normale döndürüyor, yarım gün boyunca yine yakışıklı şehzadeye dönüşüyormuş.  Sümsük şehzade, yine bir gün sulardan içmeye gelmiş. Tam eğilmişken arkasından duyduğu sese dönünce Tekfurun çirkin kızını görmüş. Çok korkmuş; “Aman Yarabbi!” diyerek kaçmaya başlamış. Tekfurun kızı kovalamış, o kaçmış. (kaçan kovalanır efsanesi buradan çıkmış derler)

Tekfurun kızı, en sonunda sümsük şehzadeyi bir dağın tepesinde kıskıvrak yakalamayı başarmış. Tam öpecekken, karşılarında elinde tahta kılıcı olan yaşlı bir derviş belirmiş. Adamın niyeti bozukmuş, aslında derviş merviş filan da değilmiş. Şehzadeyi; “Ya kızı verirsin ya da ikinizin canını şuracıkta alırım!” diye tehdit etmiş. Tehdit edilmeye hiç dayanamayan Sümsük Şehzade, salladığı tek yumrukla sahte dervişi ikiye bölmüş. Dervişin ikiye bölündüğünü gören Topografos bir anda aklını kaybetmiş. Onun aklını kaybettiğini gören Sümsük Şehzade Alüvyons da aklını yitirmiş. Onların delirdiğini gören ahali de; “Böyle efsane olmaz olsun!” diyerek hemencecik tek kişilik mezar kazıp, ikisini içine gömmüşler.

Gömüldükleri yer olan tepe, o gün bugündür; ev sahibi, araba sahibi, çocuk sahibi olmak isteyenler, şifa arayanlar tarafından akına uğramaya devam etmektedir.  Ziyarete gelenlerin isteklerinin gerçekleştiğine dair, hâlihazırda hiçbir delil bulunamamıştır.

Sizin de bildiğiniz gibi efsaneler; halkın bilgeliğini yansıtır, geçmişin deneyimlerini günümüze aktarır, toplumların yaşamına dair önemli mesajlar verirler. “Bu efsanedeki mesaj nedir?” diyecek olursanız, kendi analizlerime göre, ilk olarak; efsanelerde sümsüklerin elleri olur ve tek yumrukla ihtiyarları ikiye bölebilirler. İkinci olarak da şehircilik çok önemlidir diyebilirim.

Pekiii… “Bu efsane, Muhammed Ali’ye nasıl bağlanacak şimdi?” diyorsanız, hemen bağlıyorum. Efsanede bahsi geçen efsanevi sümsüğün en sevdiği boksör Muhammed Ali’ymiş. Yetmişli yıllarda yapılan unutulmaz maçlarını kaçırmazmış. Saatini kurup, sabaha karşı kalkar, maçlarını TV’den canlı olarak izlermiş. Odasının duvarında Kasım 1974’de Kinşasa’da**** yapılan ve sekizinci raundun sonlarında George Foreman’a indirdiği efsanevi sağ kroşe anının posteri asılıymış.*****

Gökten üç aparkat düşmüş, onlar ermiş nakavtına, biz çıkalım kerevetine.******

*Efsane: 1. ed. Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence. 2. mec. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye

**Sümsük: (Morus bassanus), sümsük kuşugiller familyasından bir su kuşu türü

***https://www.youtube.com/watch?v=d11i6wm1Sx8

****Kinşasa: Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti

*****https://www.youtube.com/watch?v=55AasOJZzDE

******Kerevet: isim. Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir. ör: “Dedem kerevete çıkınca zıplamalara doyamazdı.” İ. S. Dülger

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.