Ajans Yalova
Yalova'nın özgür, bağımsız haber sitesi

CORONA’YI ANLAMAK: Dünya’dan Yalova’ya…

0 751

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Hepimiz doğuştan uzman siyasetçi, analist, Ortadoğu stratejisti, Uluslar arası ilişkiler uzmanı, askeri deha, taktisyen, bilim insanı ve tabi ki teknik direktör olduğumuz için; (Ciddiyim, ben de öyleyim) mükemmel insanlarız aslında : ) Bu mükemmelliğimiz bize bitmek bilmeyen tartışma ortamları sunuyor ve her şeyin en doğrusunu ve tabi ki perde arkasını biliyoruz.

Tüm dünyamızı etkisi altına alan ve Kara veba, Kolera, Grip, Tifo, Domuz gribi sonrası en güncel ve ülkemizi de en fazla etkileyen şekilde, en yakın tarihli pandemiyi ilan ettiren yeni nesil Corona virüs hastalığı, Covid19 hakkında ve hastalık sürecinde yaşananlarda bazı yanlış anlaşılmalar mevcut.

Bu yanlış anlaşılmalar elbette ki sadece Yalova’da ve bizim ülkemizde değil, dünyadaki ülkelerin, hepsi olmasa da birçoğunda mevcut. Durumun vahametini anlamamış olmakla birlikte; ülkelerdeki siyasi kutuplaşmalar, maddi olarak değişen güçlerden dolayı paranın el değiştirmesi, alışkanlıklarımızın ve tüketim ihtiyaçlarımızın değişmesi, gereğinden fazla yoğun çalışma tempoları ve dolayısıyla insani ilişkilere ayrılan zamanın kısalması, değerlerin ve inançların zayıflaması, duygusallıktan uzaklaşmamız, neden sonuç ilişkilerine fazla önem verir hale gelmemiz gibi sebeplerden dolayı;

bu hastalığı ve virüsü dahi bir kenara bırakıp; konu üzerinden

  • Bireysel
  • Siyasi
  • Dini
  • Uluslar arası

Ayrımlar yaparak tartışmalar üretiyoruz. Detaylarına az sonra bakacağız…

Öncelikle gelelim kendi şehrimize, Yalova’mıza…

Yalova’nın konum olarak avantaj saydığımız bir özelliği var, İstanbul, Kocaeli ve Bursa’nın ortasında ve hepsine ortalama 1 saat uzaklıkta olması, ticari limana sahip olması ve tabi ki Osmangazi Köprüsü ile İzmir Otobanının Yalova’dan geçmesi…

 Bu avantaj bugün karşımıza dezavantaj olarak çıkar mı peki?

Gerekli önlemler alınırsa, hayır.

Önlemler alındı mı?

Ancak ve ancak Nisan ayında… Evet.

Ülkemizde hava alanları ve nüfus yoğunluğundan dolayı en riskli ve rakamlarla da en fazla hastalığın olduğu şehir İstanbul. İstanbul’dan hem kara hem deniz ile Yalova ve Yalova üzerinden başta Bursa olmak üzere diğer şehirlere hareket 2 – 3 gün öncesine kadar oldukça yoğun bir şekilde devam ediyordu.

Kocaeli ve Bursa da hastalığın en yoğun görüldüğü iller arasında maalesef.

Bu durumda bugün şehirlerarası yolculuklar kontrol altına alınmış olsa dahi (çok geç kalınarak da olsa), şehrimizin her tarafı adeta Corona tehdidi ile sarılı durumda.

Yüz ölçümü olarak Türkiye’nin en küçük şehri Yalova;

Nüfus olarak da en sonlarda olan (65.) Yalova;

Bu yüz ölçüm ve nüfusa oranla; Sağlık Bakanı’nın açıkladığı 1 Nisan 2020 tarihli verilere göre;

Yalova’da resmi olarak 46 Corona hastası var.

Tabi ki bu sayının üzerinden 2 gün geçti, artmış / azalmış olabilir ya da gayri resmi rakamlar farklı olabilir, bilemiyoruz.

46 rakamına dikkat çekmek istiyorum şimdi…

Bu kadar küçük ve nüfusunun %50’sinden fazlası merkeze toplanmış ilimizde, üstelik yukarıda da bahsettiğim gibi bir coğrafi yerleşime sahip ilimizde 46 bugün için bile çokken; yarın 460, sonrasında 4600 olabilir. Çünkü şehrin yapısı buna oldukça müsait…

Peki onlarca önlem açıklayan Dünya Sağlık Örgütü, Çinli yetkililer, Avrupalı bilim insanları ve ülkemizdeki doktor / bilim insanları ve Sağlık Bakanı başkanlığındaki Bilim Kurulu üyelerinin sözleri ve açıklamaları ışığında; bu sayılar Yalova için artmaya devam edecek mi?

Corona virüslerinin 2019 senesi son aylarında tespit edilen ve kendini yenilemiş en genç üyesi Covid19 da bildiğimiz virüslerden çok farklı değil aslında, belki de tek farkının insandan insana kolayca geçmesi olduğunu söyleyebiliriz. Tavuk, Dana vb. hayvan veya etlerinden geçen diğer virüslerden korunmamız nispeten daha kolaydı çünkü tavuğu hayatımızdan çıkarmak kolaydı, lakin insandan insana geçen Covid19 savunması için; insanı hayatımızdan çıkarmak pek de kolay değil.

Virüsler yapısı gereği, bütünlüğünü sağlayan parçaları bir yağ tabakası ile tutuyor. Dolayısıyla yağı çözdüğümüzde virüsü yok etmek oldukça kolay aslında. Peki yağı nasıl çözüyoruz? Tabi ki en geleneksel ve en kolay yol olan sabun ile… Yani yıllardır söylenen ellerinizi sabunlu su ile yıkayın sözü temelinde temizlikle beraber bir önlem aslında. Hani Toplam Kalite Yönetimindeki kaza olmadan önce önlem almak, riskleri ortadan kaldırmak gibi. Ellerimizi yıkayamadığımız anlarda ise imdadımıza hali hazırda örf ve adetlerimizde de yer alan kolonya yetişiyor.

El yıkama ve kolonya alışkanlığı biz Türkler ( Bu coğrafyada büyümüş / yaşamış herkes ) için aslında doğal bir avantaj.

Peki dezavantajımız yok mu?

- Reklam -

İşte bu dezavantajı anlatmaya başlayınca, aslında yukarıdaki Yalova için bu 46 sayısı artar mı sorusunun da cevabını aramış olacağız aynı zamanda…

Dezavantajlarımızı sıralayalım şimdi…

  • Bize bir şey olmaz.
  • Corona diye bir şey yok, hani nerede!
  • Türk genine bulaşmıyormuş.
  • Yabancılarla görüşmüyorum, tanıdıklardan geçmez.
  • Her gün duş alıyorum, temizim ben.
  • Üst aklın oyunları bunlar, bizim için değil, bize bir şey olmaz.
  • Corona’yı insanlar yapmış, komplo teorisi bu, bunu anlatmak için dışarıdayım.
  • Sahilde açık havada yürümek iyi gelir. (Diyen yüzlerce kişiden oluşan kalabalık)
  • Tenhada mangal yapıyoruz, hem dumana da gelmez. (Kalabalık)
  • Çin bu virüsü Amerika’ya karşı yaptı. Bizlik bir şey yok.
  • Amerika bu virüsü Çin’i bitirmek için yaptı. Bizlik bir şey yok.
  • Ne maskesi yahu! Takmayın şunu.
  • Eldiven daha tehlikeli, takmayın!
  • Alkol virüsü öldürüyor demek… Hmm… Saf alkol içersek o zaman…
  • Evde bunalıyorum, o yüzden kendi kendime çıkıyorum dışarı. Siz evde kalın.
  • İnsanları eve sokarak, siyasi aktörler dışarıda, polis, asker vs. komplo, komplo… : )
  • Yaw, Ne Coronası! Rakı içen adamım ben!
  • Yaw, Ne Coronası! 5 vakit namaz kılan adamım ben!
  • Şuradan, şuraya gideceğim, bir şey olmaz…
  • Evden hiç çıkmıyoruz, arkadaşlarla evlerde toplanıyoruz.
  • Başım ağrıyor, bir hastaneye gideyim…
  • Umreden geldim, kutsal topraklarda virüs olmaz, ne 14 günü, ne karantinası…
  • Avrupa’dan geldim, virüs umreden gelenlerde oluyor, bana karantinaya gerek yok.
  • Yahu bizim Ahmet Amca virüs taşıyacak değil ya, yabancı mı…
  • Ben gencim bana bir şey olmaz, yaşlılar evde kalın! (Dedi ve binlerce inanın katili oldu)
  • Devlet bana para versin! Vermezse evde kalmam.
  • Kanada şöyle yaptı, İsviçre böyle yaptı. Türkiye de yapsın, yoksa evde kalmam.
  • AK Parti bunu dedi, CHP şöyle dedi, İYİ Parti böyle yaptı, demek ki virüs gerçek değil.
  • Siz evde kalırken, gündemde şunlar oldu, uyuma sokağa çık.
  • Kahveler, Kafeler kapalı, biz çayımızı arkadaşın dükkanda toplanıp içiyoruz, güvendeyiz.
  • Hükümet gerçek sayıları saklıyor! Bunu öğrenmek için hastaneye gidiyorum…
  • Yalova’da en az 500 vaka var! Arkadaşımın halasının oğlunun eski kız arkadaşı hastanede hemşire, o söyledi. Söylemiş yani. Söylemiştir kesin ben inanıyorum.
  • Zenginler evde, biz çıkmalıyız.
  • Ve atladığım, sizin aklınıza gelen onlarca madde daha…

Dürüst olalım şimdi, bu maddelerden kaçını siz de, bir şey olmaz, beni mi bulacak! Diye yapıyorsunuz? Ayrıca bu maddelerden kaçını duyup, sevdikleriniz yaparken şahit olup, bir şey yapmıyorsunuz?

Unutmayalım ki; biz ne yaparsak yapalım, şehir olarak bunlara uymayan birkaç kişi dahi olsa, sonucu hepimizi etkiliyor, maalesef ki bu durum bireysel bir hastalık ya da kaza durumu değil.

Dolayısıyla görüyoruz ki; avantajlarımızı kısaca geçerken, dezavantajlarımız yaz yaz bitmiyor. O sebeple;

  • Ne olursa olsun hijyene dikkat ediyoruz
  • Maske ve eldiven kullanıyoruz (tabi ki doğru şekilde)
  • Sosyal mesafe denilen, başkalarına en az birkaç adım uzakta durma kuralına uyuyoruz
  • Gereksiz olan hiçbir yere dokunmuyoruz
  • Elimizi yüzümüze mümkün mertebe götürmüyoruz
  • Ve mecbur değilsek, yani gerçekten mecbur değilsek dışarıya çıkmıyoruz

Şehir olarak bu basit 6 maddeye bile sadece uysak, zaten 15 günlük bir süreçte lokal olarak bu hastalığı uğurlarız Yalova’mızdan.

Son olarak, en başta belirttiğim bu dini, siyasi, kültürel ayrımlarla, Corona üzerinden yaptığımız tartışmalara gelelim…

Ülke olarak komplo teorilerine bayılıyoruz. 2 kere 2; 4 dendiğinde, aslında 5 ama Amerika bunu 4 diye öğretti bize. İsrail’deki yerel marketlerde hep 5 mesela. Siz hiç İsrail’de çarpım tablosu gördünüz mü? Hayır. Neden? Yaa… şeklindeki Youtube videoları en çok izlediğimiz şeyler…

Hepimiz doğuştan uzman siyasetçi, analist, Ortadoğu stratejisti, Uluslar arası ilişkiler uzmanı, askeri deha, taktisyen, bilim insanı ve tabi ki teknik direktör olduğumuz için; (Ciddiyim, ben de öyleyim) mükemmel insanlarız aslında : ) Bu mükemmelliğimiz bize bitmek bilmeyen tartışma ortamları sunuyor ve her şeyin en doğrusunu ve tabi ki perde arkasını biliyoruz.

Hepimizin bildiği, inandığı ya da inanmadığı din; en doğrusu. Diğerleri de zaten cahil.

Hepimizin mensubu olduğu ırk / soy / ülke / hatta şehir en güzel ve en üstün olanı, diğerleri tabi ki Corona olacak…

Bütün bunların ışığında bitmek bilmeyen ve hiçbir bilimselliği olmayan tartışmalarla inanılmaz yoğun bir Corona günlüğü tutuyoruz…

Hepsine tek bir şey söyleyeceğim…

Diyelim ki; tüm söylediklerin doğru güzel kardeşim, üst akıl, komplo, siyaset, gen, din, ırk ve saire… Bu senin virüsü kapma şeklini değiştirir mi? Hayır. Bu senin alman gereken önlemleri değiştirir mi? Hayır. Bu sana virüsün zarar verme şeklini değiştirir mi? Hayır. Bu senin yaşlı anne ve babanı, dedeni, nineni daha kötü sonuçlardan korur mu? Hayır.

O zaman bu zihin yoran ve diğer insanların sağlığını ve hayatını tehlikeye atan şeyleri bir kenara bırakıp, sadece ve sadece virüsten korunmaya, izole olmaya bakalım. Bunu yapalım ki; hem şehir olarak, hem ülke olarak, hem de dünya olarak bu hastalık daha büyük bir felakete dönmeden rahat edelim ve hayatta kalalım…

Sonra zaten hep birlikte uzman görüşlerimizi sunmaya devam ederiz : )

Kısaca özetlersek; Yalova’daki 46 sayımızı korumak ya da bunu 4600 yapmak bizim elimizde. Sen ne olsun istiyorsun? Unutma her hareketin bunu belirleyecek…

Tüm bunlar yaşanırken de; doğanın bize verdiği mesajı almak ve anlamak çok önemli…

Doğa diyor ki;

Tüm uyarılarıma rağmen beni kendi zevklerin ve hırsların için görmezden geldin. Tüm zevklerini ortadan kaldırırsam ne olacak peki?

Mesela Paris hiç romantik değil artık.

New York ticaretin başkenti değil, büyülü de değil.

Çin Seddi kimseyi korumuyormuş bak…

Mekke… Bomboş bugün.

En sevdiğin dostlarına sarılamıyorsun, çoğunu görmüyorsun bile,

Gücün, güzelliğin, paran ne işe yarıyor şimdi?

Hava, su, toprak ve muhteşem doğa… İnsan olmadan da güzel. Misafir olduğun yerin, sahibiyim sandın. Kendine gel ve tekrar sokağa çıktığında bunları unutma…

Sağlıklı günler, #EvdeKalYalova

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.