Bir dalda iki kiraz

Çiğdem Özmen Köroğlu
By
Çiğdem Özmen Köroğlu
Çiğdem Özmen Köroğlu 1979 yılında Yalova'da yoksul bir Ailenin kızı olarak geldim dünya'ya (Ailem Zaman içerisinde bukalemun gibi değişmeyi beceremediği için lazım gelen yüzsüzlüğü kendilerine yakıştıramadıkları...
183 Görüntüleme
4 Min Read

Bir dalda iki kiraz’’ diye başlar türkü, ‘’eğer beni seversen, mektubunu sıkça yaz’’ diye yalvarır sevgiliye. Sonra da ‘’aramız derya deniz, ne bet kaldı ne beniz’’ diye kaderden de şikâyet eder. Türkünün sonunda da ‘’Kurban olduğum Allah, canım al yârim alma’’ diye Allah’a dua edilir.

Ve nakaratlarda da hep mendil sallanması istenir. Çünkü türkünün yazıldığı zamanlar da gurbete ya da uzun yolculuğa uğurlanan sevgilinin ardından hep mendil sallanırmış.

Çınarcık’ta belediye AKP’ye geçince iskele meydanında çalınan müzik eşliğinde, Akape bayrağı sallayıp göbek atan, kısa dönem CHP’lilere…

Partisinin teröristlerle işbirliği içerisinde olduğunu ima ederek istifa eden milletsiz vekillere,

Silivri’de Demirtaş’ı ziyaret ettikten sonra İnce’yi terörist olarak yaftalayan A Haber’e “Partimizden Atatürk’ü sildiler” diye demeç veren sözde yoldaşlara,

Cumhurbaşkanlığı seçiminde 3 milyon CHP’linin katıldığı son İstanbul mitingini haber bile yapmayıp, 100 bin kişi vardı diye dalga geçen yandaş medyaya,

gövde gösterisi yapma hevesi ile boy boy poz veren megalomanlara…

Yalova İl başkanlığını parti içi demokrasinin esamesini bile okumadan yıllarca kendi babalarının çiftliği gibi idare eden bugünün demokrasi havarilerine,

“Ben gelmem” dediğim için, sosyal medya hesabımdan lafazanlık yapan trol çetelerine,

Atatürk Milliyetçiliğini, kafatasçılık sanan cahil zevata,

Tek cevabım

4 dönem uğruna kapı kapı, son seçim de ise peşinde şehir şehir dolaştığım;

Aday olduğu son kurultaydaki konuşmasını kelime kelime ezberlediğim,

Hakkını ve şahsiyetini savunacağım diye dişimle, tırnağımla mücadele ettiğim,

Acele edip hataya düşmesin diye yalvardığım bir büyüğümün, liderimin ve en önemlisi hala ülkemle ilgili ümidimi koruyabilmeme sebep olan değerli şahsiyetin, Yalova adına tescil ettirdiği bu türküdür.

Örgütlenmesini tamamlayamayacağı için seçimlere katılması dahi mümkün olmayan,

Dikta rejimi var diyerek ayrıldığı parti ile ittifak yapma şansı bulunmayan,

Ne kadar, demokratik bir tüzüğü ve ne kadar aydınlık bir programı olursa olsun, yapılacak olan ilk seçimde baraj altında kalacağı için partiler çöplüğündeki yerini alacak bir oluşuma bu şekilde bir galeyan ile bağlanıp, tarihten hiç ibret almayan,

Ülkeyi bu kadar zor duruma düşürmüş ve tek çareyi her hafta yeni düşmanlar yaratmakta bulan bir hükümetin ağzına laf veren,

Yıllardır hep beraber karşı durduğumuz zihniyetin, davranış tarzını benimseyip, “kendinden olmayanı” her türlü söylem ile ötekileştiren,

Hiç de yabancı olmadığımız bir üslupla kendilerini bu vatanın tek koruyucuları ilan eden…

Kapıcısı olurum dedikleri Atatürk’ün partisini, hem de Atatürk’ü mazeret göstererek zayıflatmaktan utanmayanları görmezden geleceğim artık.

CHP Genel Başkanlığı makamını darbe döneminde temsil etmekten başka suçu bulunmadığı halde hapis yatarak bedel ödeyen ve çok partili seçimlerde CHP tarihinin en yüksek oy oranı rekorunu hala elinde bulunduran Ecevit’in DSP’sinin bile kurulduktan ancak 3 seçim sonra meclise girebildiğini hiç okumadınız mı?

28 Şubat döneminin İçişleri bakanı ve 30 yıldır ülke siyasetinin en ünlü kadın figürü Akşener’in kurduğu partinin şu son seçimde bile %9.8 ile ittifak olmasa meclis dışında kalacağını görmediniz mi?

Yalova’ da ismi hastaneleri ve caddeleri süslerken, aynen sizin gibi parti kurup iktidar olma rüyasına dalan, Yaşar Okuyan’ın belediye başkanı dahi seçilemediğine şahit olmadınız mı ?

Bülent’in gönlü hep buruktu diyerek, Rahşan hanım geldi Altıok’un şefkatli kollarına…

Demokrasi adına tarih yazdıkları için vefa borcum var diyerek bir hakkı teslim etti Akşener.

Yaşar abi en sonunda anladı ancak 100 yıllık bir çınarın gölgesinde serinlemekle söndüreceğini içindeki yangını…

İçinizden bir çoğuna kalemim yazsa da, gönlümden kızamadım hiçbir zaman.

Çünkü biliyorum, siz de döneceksiniz o çınarın gölgesine;

Biliyorum,

Sizin de gönlünüz hep buruk kalacak…

Biliyorum,

O vefayı arayacaksınız gittiğiniz her yerde…

O yüzden siz de bilin isterim…

Arkanızdan salladığımız mendil keyiften değil, üzüntüden.

Betimizin, benzimizin atmasının sebebi yanlış yolda yürüyüp zelil olacağınızı görmemizden.

Yaramazlık ettiğiniz halde, aramıza giren denizin maviliklerine motorları beraber süreceğimiz çocuklardan olduğunuzu biz hiç unutmayacağız…

Siz de unutmayın!!!

Bir dalda iki kiraz olduğumuzu ve birimizin al, birimizin beyaz olduğunu…

Selam ve saygı ile…

Bu yazıyı paylaş
Çiğdem Özmen Köroğlu1979 yılında Yalova'da yoksul bir Ailenin kızı olarak geldim dünya'ya (Ailem Zaman içerisinde bukalemun gibi değişmeyi beceremediği için lazım gelen yüzsüzlüğü kendilerine yakıştıramadıkları ve ticareti de iyi niyet üzerine idare etmeye çalıştıklarından, şimdilerde de pek bir zengin değildir, kendilerine yetecek kadar vardır hep çok şükür.)İlk-Orta-Lise ve hatta Yüksekokul öğrenimimi de Yalova’da yaptım... Sizin anlayacağınız hep Yalova’daydım, aranızdan biriyim yani... Şimdi bir Kamu Kurumunun Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalışıyorum... Ayrıca ve en önemlisi Anayım ben ana.Evli ve bir çocuk Anasıyım...Düşünmek ise tek hobimdir...
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir